Farkındalık ve Bedenini Sevmek

Kimi zaman çok sert kural ve kaideleri olabilen bir toplumda yaşıyoruz. Bu kurallardan biri: “İnce demek güzel demektir”. Yaşadığımız topluma göre tüm kadınların birer Barbi bebek, tüm erkeklerin de Ken bebekleri olmaları gerek. Problem şu ki hiçbirimiz Barbi ve Ken bebeklerine benzemiyoruz. Zaten benzememiz de imkansız. Bu yüzden toplumumuzun güzellik anlayışının değişmesi gerek. Ne var ki değişim ancak bireysel seviyede başlayabilir. Yani yaşadığımız toplumun güzellik anlayışını değiştirmek istiyorsak “güzel” anlayışımızı değiştirip kaçınılmaz gerçeği kabul etmeliyiz: Biz zaten güzeliz. Güzeliz çünkü dünyada bize fiziksel olarak da karakter olarak da birebir benzeyen başka kimse yok. Asla da olmayacak. Bu yüzden kendimizi olduğumuz gibi kabul edip sevmemiz gerek. Bu süreçte bize yardımcı olacak iki, hepimizin bildiği terim var: “Farkındalık” ve “Beden Olumlaması”.

Beden olumlaması da ne?

Beden olumlaması son zamanlarda her yerde karşımıza çıkmakta. Gazete yazıları, Instagram paylaşımları, Tweetler, Hollywood filmleri, sohbet programları… Peki, beden olumlaması tam olarak ne demek? Öncelikle bedenini tüm kusurlarıyla, olduğu gibi kabul edip onu sevmek ve sayesinde neşe duymak demek. Neticede yalnızca bir bedenin var. Bir daha asla başka bir bedenin olmayacak. Kabul, “mükemmel” bir bedenin olmayabilir – kimsenin yok! Kabul, kendini o kadar da güzel hissetmediğin günler olabilir. Ama bu bedeninin güzel, hatta mucizevi olduğu gerçeğini değiştirmiyor. “Güzel” kişiden kişiye değişen, geçici bir kavram. Güzelin tanımı yıllardır çeşitli şekillerde değişti, değişmeye de devam ediyor. Bu yüzden önemli olan bizim neyin “güzel” olduğuna inandığımız. Beden olumlaması bedenlerimizi oldukları gibi, bu şekilde kabul etmek demek.

Beden olumlaması aynı zamanda her bedendeki insanı güzel olarak kabul etmek ve yalnızca bir beden tipinin övülmeyi, kabul görmeyi hak ettiği düşüncesini öğrenmek demek. Güzelin sırf bir beden tipinden ibaret olmadığını ve dolayısıyla hem kendimizi hem de etrafımızdaki insanları “güzel” olarak kabul edebilmek demek.

Beden Olumlaması ve Öz Sevgi

Beden olumlaması pozitif psikolojiyle örtüşen bir bakış açısı. Zira bu fikrin temelinde kabul ve öz-sevgi konseptleri yatıyor. Bu sebeple beden olumlaması yapmak kendini kabullenmekte veya kendine sevgi ve şefkatle yaklaşmakta güçlük çeken kişilere biraz zor gelebilir.

Beden olumlaması yapabilmek istiyorsak önce kendimizi olduğumuz gibi kabul edip sevmeyi öğrenmek zorundayız. Demesi kolay, yapması zor, öyle değil mi? Sonuçta “Ben güzelim” veya “Kendimi olduğum gibi kabul ediyorum” demekle işin içinden çıkabilecek olsaydık güzellikle ilgili ne toplumsal sorunlarımız olurdu ne de kişisel sorunlarımız. Fakat gerçek şu ki kabul ve özşefkat ulaşması imkânsız konseptler değiller. Aslına bakarsan, dünyaya ve kendimize olan bakış açımızı özşefkat ve kabul meditasyonları yaparak değiştirebiliriz.

Hadi, işe özşefkatle başlayalım. Beden olumlamanın bedenini tüm kusurlarıyla sevmek demek olduğunu söylemiştik. Şimdi derin bir nefes al ve bedenine odaklan. Ayaklarının altındaki yerin sertliğini hissetmeye çalış. İki harika ayağın ve bacağın var. İstediğin here, istediğin zaman yürüyerek gitme kudretine sahipsin. Bacakların fazla ince veya kalınsa ne olacak? Yürüyemeyecek misin? O bacaklar seni istediğin her yere, her hedefe taşımaya hazır ve nazırlar. Sana hareket edebilme mucizesini veriyorlar. Sana dünyayı fethetme şansını veriyorlar.

Şimdi, ellerine odaklan. Bu ellerle istediğin herşeyi yapabilirsin. Yazabilirsin, resim yapabilirsin, alkış tutabilirsin, ritim tutabilirsin… Ellerinle ve parmaklarınla her türlü dokuyu hissedip deneyimleyebilirsin. Bedenindeki farklı hislere odaklan: Bedeninin hangi yanlarına şükrediyorsun? Bedeninde ne için minnettarsın? Bedeninin nelerini seviyorsun? Sevdiğin hiç değilse bir şeyi bulmaya çalış. Üstüne meditasyon yap ve sonra aklına gelenleri yaz. Bedenini bu şekilde keşfederek kendi güzelliğini, ayrıcalıklığını ve bir açıdan da hayatta olmanın neşesini de keşfedebilirsin. Çünkü bu beden doğduğun andan itibaren tamamıyla senin. Sana istediğin her şeyi yapma fırsatını tanıyor. Bu dünyada senin gibi bir başkası olmayacak. O halde neden bu bedene sahip olmanın neşesini gerçekten hissedip şükretmeyesin? Hayatta olmanın neşesini neden tatmayasın? Kaldı ki başkalarının senin bedenin hakkında ne düşündüklerinin ne önemi var? Sen olduğun gibi güzelsin. Hayatının sonuna dek bu bedenlesin ve bu önemli olan tek şey senin ne düşündüğün.

Kabul: Beden Olumlama Kulübü

Beden olumlamanın yalnızca bir beden tipi için olan, girmesi zor bir kulüp olmadığını unutmamamız gerek. Beden olumlaması herkesin güzel olduğunu kabul eder: Zayıf, şişman, uzun, kısa… Bunların hiçbir önemi yok. Bu inancı güçlendirmenin bir yolu kabul üstüne daha çok düşünmek. Önemli olan sırf kendini kabullenebilmek değil – gerçi bu da işin bir parçası – ama başkalarını da kabul edebilmek. Çocukluğumuzdan beri aklımıza kazınan güzellik anlayışlarını unutmak bilinçli bir çaba göstermeyi gerektirdiğinden zaman alır. Bunun için bize hayatımız boyunca verilen güzellikle, insan bedeniyle ve yemekle ilgili mesajları gözden geçirmemiz gerek.

Hadi bir düşünelim: Bugüne dek sana güzellikle ilgili neler öğretildi? Peki ya insanların yemekle, bedenleriyle ve kendileriyle olan ilişkilerine dair? Peki ya senin bedeninle olan ilişkine dair? Bedeninle nasıl bir ilişki içindesin, ne kadar bağlantıdasın? Aynaya baktığında güzel birini mi görüyorsun? Yoksa ilk gözüne takılan kusurların mı oluyor? Peki ya başka insanlara baktığında? Önce ne kadar güzel olduklarını mı fark ediyorsunuz? Yoksa ilk tepkin güzel olmadıkları kanaatini vermek mi? Aklına “….yı yapsaydı ne kadar güzel olur,” gibi bir şey düşünmek mi?

Bu soruları yanıtlamak rahatsızlık verici olabilir. Ama değişim, özellikle içsel değişim her zaman rahat değildir. O yüzden kendini biraz zorla. Sence aynaya veya başkalarına baktığında verdiğin tepkilerin sebebi ne? Bu tepkileri vermene sebep olan, güzelliğe dair hangi mesajları içselleştirmişsin? Bunların farkına varırsan bu mesajları söküp atabilmeye ve değiştirmeye başlayabilirsin. Farkındalık meditasyonları ve pratikleriyle bunların daha çok farkına varabilir ve üstlerinde çalışmaya koyulabilirsin. Zaman içinde içselleştirdiğin mesajları unutup hem kendine hem de dünyaya bakış açını değiştirebilirsin. Etrafını saran ve kendi içinde yatan güzelliği yavaşça fark edeceksin.

Beden olumlaması ne değildir?

Tüm bunları demiş olmakla birlikte beden olumlamasının kendine hak ettiğin ilgi ve sevgiyi sağlıklı beslenerek, egzersiz yaparak veya sana kendini güzel hissettirecek kadar giyinerek göstermemen gerektiği anlamına gelmediğini belirtmeliyim. Başka bir deyişle, beden olumlaması aslında içinde hissettiğin güzelliği dışına, tüm dünyanın görebileceği şekilde yansıtmak.

Aynı şekilde beden olumlaması herhangi bir sağlık problemini görmezden gelmek için bir bahane de olamaz. Evet, kendimizi olduğumuz gibi sevmeli ve kabul etmeliyiz. Ama kendimize hak ettiğimiz gibi bakmak, kendimizi sevmemizin bir parçası. Bunu şöyle düşün: Grip olduğunda hastalığını görmezden gelmezsin – işten ya da okuldan izin alıp kendine çorba yapar, dinlenirsin. Benzeri bir şekilde bedenimiz bize bir sorun olduğunu söylediğinde onu dinlememiz gerek. Bedenlerimiz bize bir problem olduğunu çeşitli şekillerde anlatabilirler. Örneğin devamlı başımız dönüyor ve midemiz bulanıyorsa kan şekerimiz düşük olabilir ve bedenimiz bize yemek yememizi söylüyor olabilir. Yürürken devamlı nefes nefese kalıyorsak bedenimiz bir daha sık egzersiz yapmamız ya da hareket etmemiz gerektiğini anlatmaya çalışıyor olabilir. Daha başka sinyallerse daha ciddi problemler yaşadığımıza işaret ediyor olabilirler ki bu da doktora görünmemiz gerektiği anlamına gelir. Bu yüzden derin bir nefes alıp bedenlerimizin bize ne anlatmaya çalıştıklarını dinlemeleyiz ki güzel benliklerimize ve bedenlerimize hak ettiğimiz sevgi ve ilgiyi gösterebilelim.

Bir cevap yazın