Hak Ettiğin Hayatı Yaşayabilmen için Kendini Yeterince İyi Hissetmek

Sen çok daha fazlasına layıksın. 

Bu mesajı şifa ve ruhsal gelişim oturumlarına gelen müşterilerime sürekli söylüyorum. Ancak her ne kadar ruhsal anlamda farkındalığı yüksek ve sürekli meditasyon yapan kişiler olsalar da yine de bu mesajı her duyduklarında şok oluyorlar! 

Yaşadıkları şok aslında, kendilerini harekete geçmekten alıkoyan tek bir şeyin derinliğinin farkında olmamalarından kaynaklanıyor. Ve bu şeyi de benim yönlendirmem ve kendi yoğun çabaları olmadan göremiyorlar. 

Peki bu bir şey nedir?

Bu; bireylerin hak ettikleri yaşamı yaşayamadıkları anlamına gelen “yeterince iyi olmadıkları” duygusunu hissetmeleridir. 

Bu duygu insanları öyle sınırlar ki yakın ilişkilerini, iş yaşamlarında kariyer çıkışlarını, kişisel gelişim ve ruhsal büyümelerindeki gelişmeyi bile etkiler. 

Peki hak ettiğimiz hayatı yaşayabilmemiz için kendimizi nasıl “yeterince iyi” hissedebiliriz? 

Bir dakika durup gözlerinizi kapatın ve bu sorunun üzerine biraz düşünün. Ortaya çıkan şey, bu soruya yaklaştığınız doğal eğilimi belirlemenize yardımcı olacaktır. 

Ne görüyorsunuz? 

İnsanlar genelde daha bedensel öz bakım yaklaşımından ya da daha derin, tek yönlü bir bakış açısından bakmaya meyillidir. Bedensel öz bakım yaklaşımında, vücudun sağlığı ya da farkındalık inançlarınızı geliştirmeye odaklanırız. Daha derin tek yönlü bakış açısındaysa odak “benlik” duygusuyla özdeşleştirmeye meydan okur, yeterince iyi olmadığına dair düşünceleri tutar. 

Yeterince iyi hissetmek için tek bir bakış açısı cevap değildir. Hatta bu iki bakış açısının da yaşamımızda ince ve hassas bir şekilde birleşmesi gerekir. Bedensel bakış açısı ve derin tek yönlü bakış açısı gerçekten yeterince iyi olduğunu hisseden insanlar için bir araya gelir. 

Bedensel öz bakım perspektifinde kendimize daha iyi bakarız. İlk yaptığımız şey bedenlerimize daha iyi bakıp, sağlıklı beslenip, doğada daha fazla vakit geçirip, yeterince egzersiz yapmaktır. Bu şekilde vücudumuz kendisini yeniden iyi hisseder. Vücut kendini iyi hissettikten sonra duygusal, zihnen ve ruhen kendimizi daha iyi hissetmemiz çok olağandır, çünkü sağlıklı bir vücut genel olarak ne kadar iyi hissettiğimiz duygusunu veren bu unsurlarla doğrudan bağlantılıdır. 

Vücudumuza iyi bakmayı desteklemek için bilinçli inançlarımızla doğrudan çalışabiliriz. Mesela “buna değerim” gibi olumlu cümlelerle ve minnettarlıkla bunu yapabiliriz. Kendimizle ilgili bilinçli inançlarımızı ve ne kadar iyi hissettiğimizi bu sayede olumlu bir şekilde değiştirebiliriz. 

Sağlıklı olmak ve olumlu cümleler kurmak kendimize biçtiğimiz değeri artırmaya yeter mi? 

Peki, şimdi bu soruyu cevaplayalım: sağlıklı bir vücut ve olumlu düşüncelerle dolu bir zihin, yeterince iyi olduğumuza bizi tamamen inandırabilir mi? Tabii ki hayır. 

Yukarıda tarif ettiğim yöntemlerle yeterince iyi hissetmek için çok çalışan, ancak yine de hak ettikleri olumlamayı yaşamlarına dahil edemeyen birçok müşterim var. Bu tamamen “gerçek ego” sorunlarının bazılarına bakmadıklarından kaynaklanıyor. 

Görüldüğü gibi ego sadece kibir dolu olmak anlamına gelmez, senin harika olduğunu söylemez ya da seni her zaman odadaki en yüksek sesli kişi yapmaz. Bazen çok göz önünde olabilir, bazen de hepimizin tutunduğu benlik duygusunun hemen göze çarpmayan halidir. 

Yeterince iyi olmadığımız duygusunu alttan destekleyen inanç, ayrı birer bireysel kimlik olmamızdan gelir. Bu inanç bilinçlerimizde öyle derinde kökleşmiştir ki, bu ilizyonu ortadan kaldırmamız ve tamamen iyi hissedeceğimiz bir alana gelmek için yoğun bir öz sorgu yapmak gerekir. Bu alana “sıfır bölgesi” diyorum. Derinlemesine öz sorgu yaparak bu alana dokunduğunuzda yeterince iyi olmaya çalışma mücadelesi durur. Çünkü bu çabanın çıkış noktasının aslında gerçeğe dayanmadığı ortaya çıkar. 

Kendimizi takdir etmeye nasıl başlayabiliriz? 

Gördüğünüz gibi tüm bu sağlığımızı ve bilinçli inanç sistemimizi iyileştirmek için yapılan tüm çalışmalar çoğunlukla yeterince iyi olmadığımızı destekleyen temel bir fikirden geliyor. Ama bu o kadar göze batmaz. Bazen kişisel bakım seviyelerimizi geliştirmek için yaptıklarımız pratik bir şekilde yeterince iyi hissettiğimiz yerden gelirken, bazen de yeterince iyi olmadığımız utancını saklamaya çalışan bir yerden gelir. 

Peki, ne yapabilirsiniz? 

Her iki bakış açısının da uygulanması gerektiğini savunuyorum. Böylece yeterince iyi hissetme konusunda en iyi sonuçları alabiliriz. Çünkü “ikilik olmayan”, “egosuz” ve “ihtiyacı olmayan” bireyler olmak cezbedicidir ve yeni inançlar olarak saklanırlar ve düzgün öz bakımın uygulanmasına zarar verirler. 

Bunun yerine ihtiyaç duyulan şey insanlığımızın tam anlamıyla takdir edilmesidir. Hayatın her alanında (vücut, bilinçli düşünceler, duygular gibi) “sıfır bölgesi durumuna” geçmeli ve düzgün bir öz bakımla bu alanlar üzerine çalışmaya devam etmeliyiz. 

Peki tüm bunları en iyi nasıl yapabiliriz? 

Evet doğru bildiniz! Meditasyonla! 🙏

Meditasyon herhangi bir insanın yapabileceği en esnek ve hayat değiştiren uygulamadır. Bir yandan, kendini yeterince iyi hissetmeyen ayrı bir benlik duygusunu yavaşça yok eden ileri tekniklerle “sıfır bölgesine” derinlemesine dokunmak için kullanabilirsiniz, öte yandan vücudunuza nasıl davrandığınız konusunda farkındalığınızı artırmak ve temel bilinçli inançlarınızı değiştirmede mantra olarak veya görselleme olarak kullanabilirsiniz. 

Ne harika esnek ve dinamik bir uygulama!! 

Meditasyondaki birçok pratikle ve gündelik hayatımızda uyguladığımız pratiklerle, iki bakış açısının entegrasyonu kusursuz bir şekilde gerçekleşebilir ve muhteşem potansiyelinizin hak ettiği hayatı gerçek anlamıyla yaşamaya başlayabilirsiniz. Hepsi de derinden yeterince iyi olduğunuzu hissettiğiniz yerden gelir. 

Sevgiyle, 

Jack

Jack Childs, Meditation Teacher

www.jackchilds.org

Cevirmen: Gökçe Yanık

Bir cevap yazın