Meditasyon & Duyularımız

Meditasyon yapamadığından yakınanlardan mısın? Aslında meditasyon yapamamak diye bir durum söz konusu değil. Her ne kadar adına “meditasyon yapmak” dense de, meditasyon aslında hiçbir şey yapılmayan, sadece var olunan bir hal… Dalgalanan zihni bir nebze olsun dinginleştirip, onun dinlenmesine yarayan bir alan. Daha verimli meditasyon yapabilmek için başvurabileceğin bir iki şey var; mesela her gün aynı saatte ve aynı yerde yapmak buna iyi bir örnek. Bu gibi basit düzenlemeler sana daha güvenli bir alan açarak, alışkanlık kazanmana destek olacaktır.

Meditasyon esnasında zihnini sakinleştirmene destek verecek bir diğer yöntem ise hareket etmek. Bu, kendine daha dingin bir alan açmana yardım edecektir, çünkü duyularının buna ihtiyacı var.

Duyularının penceresinden hayat

8 duyudan oluşan duyu sistemi, insanların gündelik hayattaki tercihlerini belirler. Her bir duyunun kendince ihtiyaçları var ve o ihtiyaçlar giderilmeden harekete geçmek yapılan işleri verimsiz kılar. Örneğin 8. duyu olan içsel algı ile acıktığını hissedersin ve karnını doyurmadan gireceğin bir sınavda tüm konsantrasyonun bozulabilir. Yine aynı duyu tuvalete gitmen gerektiğini fark etmeni sağladığında bu ihtiyacın giderilmeden başlayacağın toplantın bir hayli zorlayıcı olacaktır.

Meditasyona oturmadan önce yaptıklarına bir göz at şimdi. Hava sıcaksa daha ince, hava soğuksa daha kalın kıyafetler giyiyorsun. Tuvalet ihtiyacın varsa tuvalete uğruyor, miden kazındıysa buzdolabına göz atıyorsun. Tüm bunları meditasyon esnasında seni meşgul eden bir şey olmasın diye yapıyorsun. Sıralanan adımların hepsi yine 8. duyu olan içsel algı ile ilgili. Üşüdüğünü ya da terlediğini de bu şekilde fark ediyorsun. Görme, dokunma, tatma, koklama ve işitme duyularının desteğiyle de üzerini değiştiriyor, tuvalete gidiyor, karnını doyuruyor veya susuzluğunu gideriyorsun.

8 duyudan oluşan duyu sisteminin 2 üyesi daha var ki dengelerinin bozulması birçok şeyi etkiliyor. Bunlar vestibüler sistem ve propriyosepsiyon adıyla anılan duyular. Vestibüler sistem denge ve uzaysal algıyla, propriyosepsiyon ise bedenin parçalarının algılanmasıyla alakalı. Tıpkı meditasyon öncesinde sesine kulak verdiğin içsel algı gibi, vestibüler sistem ve propriyosepsiyon duyumuzu da beslemelisin. Bu sana daha iyi konsantre olduğun bir meditasyon tecrübesi sağlayabilir.

Duyularını beslemek neden önemli?

Vestibüler sistem ve propriyosepsiyonun ihtiyacı harekettir. Meditasyona oturmadan önce tuvalet, kıyafet dolabı ya da mutfak arasında mekik dokumak onlar için pek de bir şey ifade etmez. Bu iki duyunun kendi dinamiklerinin de dikkate alınmaları gerekir.

Vestibüler sistemi besleyen hareketler salınmak, zıplamak ya da dönmek. Bu hareketler elbette herkeste değişkenlik gösterir. Kimi insan dönmekten kimi insan ise zıplamaktan hoşlanır. Çocukken oynadığın oyunları düşün: İp atlamak mı, dönme dolapta dönmek mi senin vazgeçilmezindi? Hangisini yapmayı seviyorduysan, vestibüler sistemin o hareketle düzenleniyordu. Vestibüler sisteminin düzenlenmesi konsantre olabilmene yardım eder. Çocukların okul yaşamındaki başarıları için, vestibüler sistemden fayda sağlandığını biliyor muydun?

Propriyosepsiyon ise görmeye gerek kalmadan kaslardan ve eklemlerden gelen bilgilerle vücudun nasıl olduğunu anlamayı sağlar. Basınç, itme, çekme ve bunun gibi hareketlerle beslenir. Ağırlık çalışmak, yüzmek, voleybol oynamak ilk akla gelebilecek propriyosepsiyon girdileridir…  Propriyosepsiyon duyusunda sorun yaşayan çocuklar, o duyuyu besleyecek aktivitelere yönlendirilir. Arkasından gelen başarılarsa gözle görülür derece etkileyici olur.

Meditasyon öncesi harekete ne dersin?

İnsan büyüdükçe duyular da büyüyor ve doyuyor mu? Hayır. Beslenmeye ihtiyaç duymayı sürdürüyorlar. Peki, sen neden içsel algı duyusunun ihtiyaçlarını görürken, diğer duyularını göz ardı edesin?

Meditasyona başlamadan önce hareket edebilirsin. Bu konuda uyman gereken bir kural ya da takip edeceğin bir yapılacaklar listesi yok. Yapman gereken kendini gözlemleyip hayatını düzenlemek. İmkanların dahilinde kendine hareket edecek bir alan mutlaka yaratabilirsin. Bedenin senden 1 saatlik yoğun bir antrenman beklemiyor.

·         Dışarı çıkma imkanın varsa kısa bir yürüyüş yapabilirsin. Yürüyüşün çok basit görünmesine rağmen uzmanlar tarafından çokça önerildiğini biliyoruz. Sen de meditasyon öncesinde yürüyüşe çık. Bu hepimizin en kolay ulaşabileceği hareket yöntemi.

·         Yaşadığın bölgede sosyal tesisler ya da spor salonu bulunuyorsa o alanlardan faydalanabilirsin. Aşırıya kaçıp kendini çok yormadığın bir antrenman sonrası meditasyonu dene.

·         Yoga yapabilirsin. Bilindiği gibi meditasyon, yogayla iç içe geçmiş bir uygulama. Yoga öğretisi tüm pozların kişiyi meditasyona götürdüğünü söyler. Yüzyıllar önce bilge kişiler bunu bize sunmuş. Öyleyse onları neden dikkate almayalım?

·         Minik egzersizler yapabilirsin. Dışarı çıkman çok kolay olmayabilir ya da sana pratik gelmeyebilir. Evine alacağın bir mat üzerinde 10-15 dakikalık pratikler sana enerji verir ve duyularının tatmin olmasını sağlar.

·         Dans edebilirsin. Sana büyük haz veren bir dans varsa, meditasyondan önce kendine minik bir şov sergileyebilirsin. Çok yorulup bitap düşmediğin sürece bu sana iyi gelebilir. İlgili duyunu beslediğin için rahatlık hissedebilir ve meditasyonda zihnini daha verimli dinlendirebilirsin.

Bugüne dek meditasyon öncesi hareket etmeyi hiç denemediysen, bu önerileri değerlendirmeye ne dersin? Deneyimlerini bizimle paylaşmayı unutma.

Bir cevap yazın