Hayatta istemediğin, değiştiremediğin, düzeltemediğin bir durumla karşılaştığında ilk tepkin ne olur? Hayatta başarısızlık olarak değerlendirdiğin bir durum, olmasını hiç istemediğin bir olay ya da hoşuna gitmeyen bir durumla karşı karşıya kaldığında, yani olaylar istediğin gibi gitmediğinde, çoğumuz durumu tepki ile karşılarız. Bu gibi anlarda kabul etmek zorlaşır. Gerçekle yaşamak istemeyiz. İsteriz ki hızlıca gerçek, önceden hayal ettiğimiz durumla buluşsun. Bir nevi, gerçekliğin ağırlığı, durumu değiştirememenin yükü omuzlarımızdan kalksın. Ancak kabul edememek, aslında sürecin ve değişimin önüne geçer. Bir durumu kabul etmeden, durumun varlığını hissetmeden, değişim için adım atabilir misin?

Duygularımızı, düşüncelerimizi ve bunların üzerimizdeki etkilerini fark ettiğimizde ise, kabule varmak kolaylaşır. Kabule vardıkça da, hayat daha akışkan bir hal alır. Kararlarımızı daha doğru alıp, farklı fırsatlara alan tutabiliriz. Ancak kabul etmek, tam olarak, ne demek?

Kabulün söz konusu olduğu haller, temelde, gerçekler ile isteklerimiz arasında uyuşmazlıkların olduğu haller oluyor. Genelde var olan durumu, olduğu gibi gözlemlemekten çok, onu daha önce hayalimizde canlandırdığımız hale getirmeye çalışıyoruz. Bu da, hayalle gerçek arasında sürekli bir zıtlık yaratırken, farkında olmanın önüne geçiyor; değişimin önüne geçtiği gibi, bizi de kapana sıkıştırıyor.

Günlük yaşantımızda, yoğun duygular içinde gidip geliyoruz. Şikâyet ediyor, huzursuz oluyor, o durum her ne ise, onu kabul etmek istemiyoruz… Fakat aslında bir bakıma gerçek değişim, durumu kabul etmekle başlıyor. Çünkü ancak yargısız gözlerle bakıp, durumu kabul ettiğimizde onu net bir şekilde görebilir, isteklerimiz ile var olanı ayrıştırabilir, değiştirebilirsek değiştirir; eğer değiştiremiyorsak da, bunu da kabul ederek hayatımıza devam edebiliriz.

Kabul etmek ne demek?

Kendine şu soruları sormak isteyebilirsin: Gerçekten kabul etmek ne demek? Pes etmek, sineye çekmek, tepkiyi bastırmak, yok saymak mı, yoksa gerçekten olayların ve durumların farkında olmak mı? Kabul etmenin önünde ne gibi dirençlerin var? Hayatta kabul etmek istediğin ama kabul edemediğin neler var?

Zihin daima bilmek ister, ve cevaplarını sürekli aradığı sorularla doludur. Zihin, biz yaşadığımız müddetçe hiç durmaz, ve ne kadar cevap alırsa alsın asla tatmin olmaz; sürekli yeni sorular, hedefler, yorumlar, yeni hareketler ile çalışmaya devam eder. Çünkü zihin beğenmez, tatmin olmaz; hep sahip olduğundan daha farklı bir şeyin peşindedir…

Kabul etmek nasıl mümkün olabilir?

Düşüncelerimiz veya beklentilerimize o kadar bağlanır, onlara o kadar inanırız ki, onlardan kopmak bazen çok zor, hatta imkansız gelir; bazen bunu düşünmeyiz bile. Bu nedenle, kabul yolunda atmamız gereken ilk adım farkındalık, ikinci adım şefkat, üçüncü adım ise zaman tanımak olmalı…

Hayatta şu an kabul etmek istediğin, değiştiremeyeceğin ama aklını, kalbini devamlı kurcalayan neler var? Bu bir ayrılık, karşılanmayan bir istek, gerçekleşmeyen bir hayal olabilir. Unutma, kabul etmek yenilmek veya kabullenilmişlik demek değil. Kabulun içinde çaresizlik yok, tam tersine kuvvet ve dirayet var. Hayat ne kadar acımasız olsa da ona şefkatle yaklaşmak, ona kendini açmak var.

Hayatta kabul edemediğin bir durumla karşılaştığında öncelikle bir dur ve etrafında olanların, gerçeklerin ve duygularının farkına var. Sonra kendine şefkat göster ve zaman tanı. İlk başta bu sana zor gelse de, zaman içerisinde rahatlıkla kabul etmek istediğin olay ve duruma kucak açabildiğini, böylece de içinde bulunduğun durumların daha huzurlu ve rahat bir hale geldiğini göreceksin. Kabule vardıkça, arkanda bırakmak istediğin durumları bırakıp, hayatla kucaklaşacaksın.

Bir cevap yazın