Meditasyon Yapmanın Önündeki 5 Engel

Meditasyon yapamıyorum.

Meditasyon yapamıyorum.

Bana göre değil.

İşe yaramıyor.

Meditasyon yapacak vaktim yok.

Odaklanamıyorum.

Bu problemler sana tanıdık geldi mi?

Meditasyonun beyni nasıl etkilediğine dair bilimsel araştırmaların yapıldığı ve dolayısıyla meditasyonun da faydalarının da Batı dünyasının daha büyük bir parçası haline geldiği bir dönemde yaşıyoruz. Konu hakkında yapılan araştırmaların çoğu aynı sonuca varmakta: Meditasyon insan beyninde hafızadan, odaklanmadan ve öğrenme yetisinden sorumlu bölgeleri değiştirmekte. Aynı şekilde endişe ve depresyon gibi durumları hafifletip duygularımıza, bilhassa “olumsuz” duygularımıza nasıl tepki vereceğimizi seçme fırsatını veriyor. Böylece onlardan daha az etkilenmemizi sağlayarak daha iyi regüle etmemizi mümkün kılmış oluyor. Tüm bunlar da ruh sağlığımıza genel olarak iyi gelmekte. 

Meditasyonun faydalarının tekrar ve tekrar konuşulmasına karşın pek çok kişi çeşitli sebeplerden ötürü meditasyon yapmaktan kaçmakta. Pek çok arkadaşım hayatlarının bir roller coaster misali bir aşağı bir yukarı jet hızıyla çıkıp inmesinden fiziksel ve duygusal olarak yorulduklarından sıklıkla yakınmakta. İç huzur bulmakta güçlük çeken bu arkadaşlarıma meditasyon yapmalarını önerdiğimdeyse bu yazının başında sunduğum bahaneler dudaklarından dökülmekte. 

Sıklıkla ve uzun süredir meditasyon yapan biri olarak düzenli meditasyon yapmanın kolay bir şey olmadığını, gösterdiğimiz çabanın boşa çıkmasına veya daha bu yola baş koymadan pes etmemize sebep olabilecek engellerle karşılaşabileceğimizi iyi biliyorum. Eğer daha önce hiç meditasyon yapmadıysan ama denemeyi düşünüyorsan şu beş engeli aklında tutmak isteyebilirsin:

1.Vakit Bulmak

“Eğer günde bir saat meditasyon yapacak vaktin yoksa o zaman iki saat yapman gerek.” – Ze Atasözü

İki saat boyunca meditasyon yapmak senin için gerçekçi bir opsiyon olmayabilir ama 10 dakika öyle değil…

Kendine meditasyon yapacak vaktinin olmadığını söylemek aklının seni bu işe başlamaktan alıkoymak için kullandığı akıllıca gerekçelerden biri. Gerçek şu ki hepimiz yoğun hayatlar sürdürmekteyiz, özellikle de kalabalık bir şehirde yaşıyor ve çalışıyorsak ve bir ailemiz varsa. Hepimizin faturalarımızı ödemesi, işe gitmesi, toplantılara katılması, yemek alışverişi yapması ve ailelerimize bakması gerek. 

Böyle karman çorman bir programımız varken kendimize meditasyon yapacak vakti ayırmak bize sorumsuz veya hiç de gerçekçi olmayan bir şey gibi gelebilir. En azından aklımız bize böyle diyor olabilir. Ancak buna karşın günde on dakika boyunca sessizce meditasyon yapmak enerjimizi yeniden toplamamızı, duygularımızı ve akıllarımızı dinlendirmemizi, endişelerimizin, şüphelerimizin, korkularımızın, dur durak bilmeden devam eden iç monoloğumuzun ve hatta başka insanların dedikleri şeylerin devamlı aklımıza üşümelerine mani olmamızı sağlayabilir. Bu 10 dakika süresince hiçbir sorumluluk üstlenmemenin huzurlu sessizliğinin keyfini çıkarabiliriz. Ne de olsa süre dolduktan sonra bir mola aldık diye dünya başımıza yıkılmayacak…

Eğer kendine ayıracak 10 dakikalık bir aralık bulamıyorsan o zaman o vakti kendine yaratman gerekebilir. Kendi programını en iyi sen bileceğinden boş bir anını mutlaka bulabilirsin. Eğer sabahları erken kalkmayı seviyorsan normalden birazcık daha erken uyanıp odanın rahat bir köşesine geçebilirsin. Ofisinde işlerin durulduğu bir noktada, mesela öğle aranda veya akşam eve gelir gelmez meditasyon yapabilirsin. Eğer bakman gereken bir ailen varsa kendine bu vakti çocukların okuldayken ayırabilir hatta onları seninle meditasyon yapmaya davet edebilirsin! Eğer gerçekten çok yoğunsan meditasyona hayatında yer açmak için akşam haberleri izlemek veya izlemeye alışık olduğun bir dizi gibi birtakım alışkanlıklarını es geçebilir veya erteleyebilirsin. 

Uzun lafın kısası: Her gün kendine düzenli bir saat seç ve hep o saatte sessizce oturup bir meditasyon uygulamasının yardımıyla meditasyon yap. Bu noktada herhangi bir şeye odaklanıp odaklanamamanın bir önemi yok. Bırak aklın istediğin gibi dolansın. Atman gereken en önemli adım kendine ihtiyacın olan vakti vermen ve bu aktiviteyi bir alışkanlığa çevirmen. Geri kalanı çorap söküğü gibi gelecektir. 

2.  Meditasyonun zaman kaybı olduğunu düşünmek

Aklımızın bize oynadığı bir diğer oyun bizi vaktimizi boşa harcadığımıza ikna etmeye çalışmaktır. Yaptığımız pek çok şey bir zaman kaybı olsa da aklımızı ferahlatmak için yaptığımız bu aktivite için aynı şeyi diyemeyiz. Zira meditasyon yapmak hafızanı ve plan yapıp problem çözme yetini güçlendireceğinden bunun tam tersidir.

Pek çok kişinin meditasyonu bir zaman kaybı olarak görmesinin sebebi 10 dakika boyunca yerlerinde kımıldamadan duramamaları. Meditasyona ilk başladığında yüzleşeceğin en büyük zorluk tam olarak da bu. Bu hepimizin, meditasyon yolculuğumuzun hangi noktasında olursak olalım yüzlettiği bir zorluk. Sana kaç defa “meditasyon yapmaya” oturduğumu ve aradan 2 dakikanın geçmesine karşın maymun aklımı eğlendirmekten başka bir şey yapmadığımı fark ettiğimi anlatamam: “Bunu yapman gerek. Şu yapman gereken şeyi yapmadın. Öğle yemeğine ne yesem?” Eyvah, elektrik faturasını henüz ödemedim. Meditasyon seansım ne zaman bitecek?” Böyle durumların yaşanması gayet normal, özellikle de sessizce oturmaya hiç alışkın değilsen. 

Meditasyona ilk başladığında iç monoloğun epey şiddetli olabilir. Pek çok kişi bu yüzden daha yolun başında pes etmekte ve meditasyonun bir zaman kaybı olduğuna karar vermekte. Eğer bu aşamadaysan sakın pes etme. Unutma ki bu aklının yapmak istediği bir şeyi yapamayan bir çocuk gibi tepki vererek gösterdiği dirençten başka bir şey değil. Aklın en iyi yaptığı şey durmadan düşünüp konuşmak olduğundan şu anda bu aktiviteden kaçmak istemesi anlaşılabilir. Ancak bu deneyimi keşfetmeye devam ettiğin takdirde iç diyaloğun yatışmaya başlayacak ve sonunda içindeki huzur derinleşecek. Bu sırf meditasyon yaptığın anlar için geçerli olmayacak, aynı zamanda hayatının her alanına yansıyacak. Bu sebeple bu aşamada kendin için yapabileceğin en iyi şey sabırlı olup kendine nazik davranmak, meditasyon yapmakta diretmek ve işe ufak ufak koyulmak. Sonuçta 5-10 dakika boyunca hiç bölünmeden huzur içinde oturmak sana 20 dakika boyunca meditasyon yapmaya “çalışmaktan” daha iyi gelecektir. 

Nasıl spor salonuna ilk gitmeye başladığında ısınmadan zorlu herhangi bir şey yapmaya başlamazsan meditasyona yeni başlayan biri olarak işe 1 saatlik bir meditasyonla koyulamazsın. Aksi takdirde meditasyonun bir işe yaramadığına ya da bir vakit kaybı olduğuna, yapabileceğin daha iyi şeyler olduğuna karar vermen kaçınılmaz. Oysa 5-10 dakikalık meditasyon seanslarına ısınma turu gözüyle bakarsan zaman içinde, ihtiyacın olduğu takdirde meditasyon seanslarının süresini uzatabilirsin. Adım adım ilerler, küçük adımlarla yola çıkarsan sandığından uzun bir yol katedebilirsin. 

Unutma ki kendine vakit ayırmak, iç dünyana dönmek, endişe dolu aklına bir mola vermek gerçekten de çok değerli olan vaktini boşa harcamak demek değildir. Bu kendin, ruh sağlığın, ruhun ve hatta etrafındaki insanlar için yapabileceğin en iyi şeylerden biri. 

3. Nereden başlayacağımı bilmiyorum…

Peki, tamam.

Dünyada bunca farklı meditasyon tekniği varken işe nereden başlayacağını bilmiyor olabilirsin. Sonuçta bağdaş kurup otururken, yatarken, yürüyüş yaparken, hatta bulaşıkları yıkarken bile meditasyon yapmak mümkün. Eğer istersen farklı meditasyon teknikleri deneyip hangisinin sana iyi geldiğine, daha iyi uyduğuna bakabilirsin. Bu sayede farklı meditasyon tekniklerinin hayatının farklı noktalarında sana iyi geldiklerini görebilirsin. 

Teknolojinin çok da büyük bir hayranı olmasam da onun meditasyonu son derece kolaylaştırdığını, dünyadaki herkesin yapabileceği bir pratiğe dönüştürdüğünü kabul etmek zorundayım. Eskiden meditasyon yapmak isteyenlerin uzak diyarlara gidip akıllarını nasıl berraklaştıracaklarını öğrenmeleri gerekirdi. Şimdiyse aynı şeyi cihazlarımızın yardımıyla yapabiliyoruz. 

Eğer bir akıllı telefonunla, internet bağlantın varsa sana en kıymetli, antik geleneklerimizin aslında bize öğretmeye çalıştıkları meditasyon tekniklerini bir uygulamanın yardımıyla öğrenebilirsin. Meditasyon pratiğin sırasında yönlendirmeye ihtiyaç duyuyorsan Meditasyon Uygulaması’nı denemeni şiddetle tavsiye ederim. Bu uygulamada o kadar çeşitli meditasyon serileri ve müzikleri var ve bunlar meditasyona yeni başlayanlarının işini kolaylaştırmak için öylesine güzel organize edilmiş ki bu yeni alışkanlığı edinmen artık her zamankinden kolay. 

4. Meditasyon pratiğinden popüler dini inançlardan ötürü kaçınmak 

Pek çok kişi meditasyondan onu bir “yeni çağ hareketi” kabul ettikleri veya dini inançlarına zıt düşeceğinden korktukları için kaçınmakta. Ancak gerçek şu ki meditasyon ne yeni bir “trend” ne de bir din. 

Meditasyon aslında çok uzun zamandır var. MÖ 1500 yılından kalma spiritüel bir eser olan The Vedas’ta dahi tartışılacak kadar antik bir pratik. Dahası dini inançlarınla hiçbir şekilde çakışmayacak bir pratik çünkü bir Tanrıya ya da herhangi başka bir varlığa ibadet etmeyi içermiyor. Daha ziyade aklımızı durgun, nesnel ve huzurlu olmak için eğitmemizi sağlıyor. Açıkçası meditasyon inancını pek çok açıdan güçlendirebilecek, içini huzurla dolduracak, tüm canlılara karşı daha şefkatli ve sevgi dolu olmamızı sağlayacak bir pratik ki zaten aslında dünyadaki tüm dinlerin kalbinde yatanlar da bu olgular.

5. Meditasyonun anında etki edecek sihirli bir hap olduğuna inanmak

Meditasyonun seni sihirli bir diyara götürüp tüm problemlerinle sıkıntılarını anında unutmanı veya çözmeni sağlayacak bir hap olmadığını unutmamamız gerek. Meditasyon pratiğin bittikten sonra yine ayağa kalkıp dünyada yolunu bulmaya çalışmaya, “sorunlu” patronunla veya iş arkadaşlarınla baş etmeye, işe gitmeye, bulaşıkları yıkamaya ve kişisel, profesyonel ve sosyal hayatının diğer tüm alanlarıyla etkileşime geçmeye devam etmen gerek. 

Meditasyon sorumluluklarını ortadan kaldıracak bir şey değil. Daha ziyade onlara daha özenli bir şekilde, dikkatlice ve hatta saygıyla yaklaşmanı sağlayacak bir pratik. Aksi patronunu senin nezdinde sinir bozucu birinden senin, benim gibi, kötü bir gün geçiren veya hayatında zor sıkıntılarla yüzleşen bir insana, bulaşıkları yapmayı yedikten sonra yapılacak bir angaryadan kendi varoluşundan keyif alabileceğin bir ana, sevmediğin işini bir işkenceden kiranı ödeyip karnını doyurmanı sağlayan geçici bir gelir kaynağına dönüştürebilecek bir pratik. Hayır, meditasyon sihirli bir hap değil ama hayatın büyüsünü hem güzel hem de zorlu anlarda görüp deneyimlememizi sağlayabilen bir şey. Eğer mutlu, huzurlu hayatlar sürdürmek istiyorsak bunun için gerekenleri yapıp çalışmamız lazım ki meditasyon tam da bu uğurda kullanabileceğimiz bir araç. 

Burada konuştuklarımızdan aklında tek bir şey kalacaksa o da sabırlı, şefkatli, tekrarcı olman ve her şeyden önemli işe hemen koyulman gerektiği! Şair Ravindranath Tagore’un da dediği gibi “Denizi suya bakmakla yetinerek geçemezsin.” Hiç durma ve hayatının en büyük yolculuğuna açıl, senden biraz daha deneyimli insanlarla iletişime geçmekten çekinme ve Meditasyon Uygulaması gibi uygulamaların yardımıyla meditasyonu dene ya da bir meditasyon grubuna katıl. 

Peki ya senin meditasyon yapmaya çalıştığında yüzleştiğin engeller neler? Bu yazıda bahsettiğimiz engellere benzer herhangi bir durumla karşı karşıya geldiğin oldu mu? Hadim bunları yorumlarda bizimle paylaş!

Çevirmen: Zeynep Şen

Bir cevap yazın