Hayatının Amacı Üstüne Kafa Yormak

Çevirmen: Zeynep Şen

“Hayatın amacı amaç dolu bir hayat yaşamaktır.” – Robert Byrne

İyi, güzel, hoş da bu tam olarak ne demek? Hayatta ne yapmamız gerektiğine tam olarak emin olamamanın acısını hepimiz tatmışızdır. Bu rahatsız edici, kafa karıştırıcı, hatta insanın gururunu bile kırabilen bir his. Böyle anlarda kendi kendimize “Ben hayatımla ne yapıyorum böyle?” diye sorarız. Kendimize “Hiç öyle büyük yıldızların, liderlerin anlattıkları gibi “İşte bunu yapmalıyım,” dediğim bir an yaşamadım.” deriz. Bu şekilde düşünmeye başladığımızda aslında kendimize şunu sormamız gerek: Beklentilerim neler ve neden bu beklentilerin içindeyim? Bir amacımın olması hayat kalitemi nasıl etkileyecek?

Kimilerimiz bir gün uyanıp hayatımızın amacını spontane bir şekilde keşfetmeyi beklemekte. Kimimiz iyi maaşlı, önemli bir işi olmasına ve bir anne, baba, partner, arkadaş ya da akıl hocası gibi önemli bir rolü olmasına karşın mutlu olmadığı için kendine kızmakta ve hatta kendini suçlamakta. Daha başkalarımızsa hayatımızın amacını asla çözemeyeceklerine ikna olmuşlar.

Böyle düşüyor olmamız sana şaşırtıcı geldi mi? Gelmedi, değil mi? Neden, biliyor musun? Çünkü hayatımızın amacını ve anlamını keşfetmemiz gerektiğini çocukluğumuzdan beri ebeveynlerimizden, akrabalarımızdan, öğretmenlerimizden ve koçlarımızdan duymaktayız. Yaşamımızın çoğunu dünyanın dört bir yanındaki etkileyici liderlerin severek yaptıkları şeyleri keşfettikleri için başarılı olduklarını anlatmalarını dinleyerek geçirdik. Öğretmenlerimiz bize büyüyünce ne olmak istediğimizi sorup durdular, sanki bu mutlu, bizi tatmin edecek bir hayat yaşamımızı sağlayacakmış gibi. Hayatımızın farklı evrelerini bir anlam ve amaç arayışı içinde geçirmemize karşın çoğumuz aradığımızı henüz bulamadık – tabii eğer bulunacak bir şey olduğunu varsayarsak.

Hadi kendimize bir soru soralım: Ya hayatımızın amacı tek bir sabit tutku veya hedef noktası bulmak değil de devamlı evrilmekte olan bir süreçse? Yapmamız gereken hayatımızın amacını devamlı aramaktan ziyade anda, göremediğimiz bir şey olamaz mı? Farkındalık pratikleri yaptığımızda kendimize, kendimizi motivasyonlarımızı sorgulayıp bizi neler heyecanlandırdığını, nelerin bize zevk verdiğini sorarak tanıma fırsatını veririz. Bu sayede de günlük hayatlarımızla nasıl daha bağlantıda olmamızı sağlayacak tutumlar sergileyebileceğimizi keşfederiz.

O halde gel, hayatımızın amacının varmamız gereken bir bitiş çizgisi, bir tutku veya keşfetmemiz gereken bir yetenek olduğu düşüncesini kenara kaldıralım. Kendi kendimize onu bulmak için baskı uygulamayı kesip şu anda olduğumuz halimize odaklanalım.

Şu anda neredesin?

Hayat amacımız üstüne düşünmeye başladığımızda aklımız normalde otomatik olarak geleceğe gider. Kendimizi gülümserken, her ne yapıyorsak ona kaptırmış bir şekilde çalışırken, özgüvenle yürürken, içimiz huzur dolu hayal ederiz. Bu imge her ne kadar cezbedici olursa olsun ona sahip olmamızın tek yolu gereken duygusal ve akli çalışmayı hemen, şimdi yapmak. Ne de olsa büyürken ve olgunlaşırken gerçek olmasını istediğimiz o imgeyi gerekli spiritüel ve akli çalışmayı yapmadan yani gerçekten büyüyüp olgunlaşmadan hayata geçirmeyiz.

Bu çalışmayı ancak şu anda yapabiliriz, ne de olsa geçmişi tekrar edemeyiz ve gelecekte neler olacağını her ne kadar istesek de öngöremeyiz. Ne kadar yol kat etmemiz gerektiğini şu anda nerede olduğumuzu çözmeden anlayamayız. Bunu anlamamızın tek yolu farkındalık pratiği yapmak. Nerede olduğunu çözmek istiyorsan kendine her gün, düzenli olarak vakit ayırıp bu konu üstüne düşün. Bu pratiği hep aynı saatte yapmaya çalış, etrafında dikkatini dağıtacak şeylerin olmadığına emin ol. Örneğin bu konu üstüne duş alırken, bulaşıkları yıkarken ya da odanın tozunu alırken düşünebilirsin. İdeal olan elbette rahatça oturup sessizce, hiçbir şey dikkatini dağıtmadan düşüncelere dalmak olacaktır. Ama hayatının her anında farkındalık pratiği yapıp bu sorunun yanıtını keşfetmeye çalışabilirsin.

Konu üstüne düşünmeye başladığında kendini uzaktan, sanki bir yabancının gözleriyle bakıyormuşsun gibi gözlemlemeye çalış. Ne de olsa başkalarının davranışlarını, kendimizinkilerden daha objektif ve iyi bir şekilde gözlemleyip yorumlayabiliyoruz. O halde neden bu yeteneğimizden faydalanmayalım?

Kendine böyle uzaktan bakarken günlük rutinini, alışkanlıklarını incele, ne gibi yargıların olduğunu, hangi düşüncelere kapıldığını fark et. İşte nasıl olduğunu, çalışırken nasıl bir tutup sergilediğini, toplantılarda nasıl bir tavrın olduğunu, iş arkadaşlarınla veya müşterilerinle nasıl konuştuğunu iyice gör. Daha sonra gözlemlemekte olduğun bu kişinin nasıl biri olduğuna, etrafındaki dünyayı nasıl etkilediğine bak. Bu kişi kim? Nasıl davranıyor? Neler yapmayı seviyor?

Eğer istersen kendinle ilgili bu sırada yaptığın iyi veya kötü tüm gözlemlerini kaleme alabilirsin. Bu esnada kendine karşı daima dürüst ol, kişisel gözlemlerine alınma. Bu süreç ve bu yolculuk seninle, kendinin arasında. O yüzden dürüstlüğü ve kendinle ilgili gerçek gözlemlerini görmeyi hak ettiğine inan.   

“Hayatın amacı amaç dolu bir hayat yaşamaktır.”

– Robert Byrne

Kimin hayatını yaşıyorsun?

Kendine böyle uzaktan bakarken kendi kendine şunu sor: Ben yaptıklarımı kendi istediğim için mi yapıyorum yoksa başkalarının beklentileri doğrultusunda mı hareket ediyorum? Davranışlarım aslında başkalarının beklentilerini mi yansıtıyor? Büyürken ve gelişirken omuzlarımıza yüklenen tüm beklentileri, kuralları ve bakış açılarını bir gözden geçir. Arada sırada hepimiz gibi senin de yapmak istediklerinle, bizden beklenenlerin örtüşmediği durumlar olmuyor mu? Örneğin anne-babanın senden beklentileri neler? Bazı beklentileri elbette senin beklentilerin ve hedeflerinle örtüşüyordur ama bu hepsi için geçerli mi? Arada hiç sürtünme var mı? Başkalarının beklentileriyle, bizim isteklerimizin arasındaki çizginin silikleştiği durumlar bazen olabilir. Bu sırf anne-babamızla olmaz. Arkadaşlarımızla, akıl hocalarımızla ve partnerlerimizle de olur.  

Aynı şey fikir ve varsayımlarımız için de geçerli. Yani hayatımız boyunca birtakım fikir ve varsayımların bize dışarıdan verilmiş olmaları muhtemel. Örneğin sana birisi matematikte kötü olduğunu yıllar yılı söylemişse matematikte gerçekten de iyi olmadığına inanıyor olabilirsin. Aynı şekilde sana çok yaratıcı bir sanatçı olduğun devamlı söylenmişse bu hayatının gidişatına yön veren bir anlatı ve filtre haline gelmiş olabilir. Bu gibi anlatılar şu anki hayatımızı devamlı etkilerler. Şu ana dek sana, seninle ilgili anlatılan olumlu ve olumsuz tüm anlatıları bir gözden geçirmeye ne dersin? Sence bu anlatılar seni etkilemişler mi?

Bu bağlamda, acaba şu anda yaşadığın hayat, verdiğin kararlar ve davranışların başkaların beklentilerini tatmin etmeye çalışmakta yoksa gerçekten de senin davranışların ve kararların mı? Aslında içten içe direnç gösterdiğin ama gene de tekrar ettiğin herhangi bir alışkanlığın, istemediğin halde yürüdüğün yollar var mı?

Aslında bu kendinle uzun uzadıya tartışabileceğin bir şey. Bu tartışma elbette sana rahatsızlık verebilir ya da batabilir ama kendini bu konuda zorlaman, kendi kendini yargılamaman gerek. Doğrusunu istersen hepimizin o ya da bu noktada sırf başkalarının beklentilerini karşılamak için gerçekte yapmak istemediğimiz şeyler yapmışızdır.

Nasıl biri olmak istiyorsun?

Şu anda nasıl biri olduğunu ve yaptıklarının ne kadarını gerçekten istediğin için yaptığını iyice bir etüt ettin. O halde sana bir büyük soru daha: Şu anda olduğun insanla, olmak istediğin insan bu çerçevede örtüşüyorlar mı? Başka bir deyişle, nasıl bir insan olmak istiyorsun? Mesleğin ilişkilerini, üstlendiğin tüm rolleri kenara koyacak olsaydın geriye ne kalmasını isterdin? Bu ucu açık bir soru, biliyorum. Ama doğru yanıta ulaşabilmek için ucunun açık olması şart. Zira onu yanıtlayabilmek için aklına gelen tüm imgelerin, değerlerin, hislerin ve duyguların kendilerinden, doğal bir şekilde gelmelerine izin vermelisin.

Kimimiz bu noktada “alçak gönüllü, nazik ve neşeli” olmak istiyorum diyor olabilir. Kimimizse “hakkını savunan, cesur ve dirayetli” biri olmak istiyor olabilir. Aramızda kendini belli bir iş yaparken, sevdikleri bir hobilerine vakit ayırırken veya onlara heyecan veren bir yerde hayal edenler de olabilir. Hatta bazılarımız daha sık sergilemek istediğimiz tutumları, edinmek istediğimiz alışkanlıkları aklına getirmiş olabilir. Uzun lafın kısası aklımızda şu anda binbir türlü şey canlanıyor olabilir ve işte hayat amacımızın ne olduğunu keşfetmemize yardımcı olacak olan şeyler tam olarak bunlar.

Pek çok düşünce lideri hayatta ne yapmak istediğimizi keşfetmenin en kolay ve doğal yolunun nelerden zevk aldığımızı keşfetmek olduğunu söylemiştir. Senin hayatına ve etrafındaki insanların hayatlarına değer katan şeyler neler? Başkaları senin hakkında ne gibi yorumlar yaparlar? Mesela iyi bir dinleyici olduğunu mu söylerler? Yoksa eline geçen herşeyi tamir edebildiğini mi? Çok pragmatik ve mantıklı olduğunu veya çok cömert ve kararlı olduğunu mu? Bu gibi doğal yeteneklerini ve becerilerini daha sık kullanmanın bir yolu var mı? Bunları daha sık kullanman şu anki hayatını nasıl değiştirirdi? Bu soruya vereceğin yanıt seni zorlayabilecek, biraz sıkıntı çekmene yol açacak bir şey olabilir. Ama unutma ki hiç değilse bunun ne olduğunu görmeyi hak ediyorsun.

Hayatımın amacını keşfetmek beni mutlu edecek mi?

Dünyadaki ve hayattaki amacımızı keşfetme çabasına girmemizin sebebi bunu bulduğumuzda mutlu olacağımızı varsaymamız. Peki yaparken keyif aldığın, seni tatmin eden her şey o anda veya sonrasında mutlu olmanı sağlıyor mu?

Hayatımızda yaptığımız her şeyin bizi neşelendiren, bize keyif veren şeyler olmadıklarını fark etmek biraz can sıkıcı olabilir. Bu yüzden mutluluk ve neşeyi hayatımızın amacının mutlak birer parçası olarak düşünürsek hayata kattığımız ve katmaya devam edebileceğimiz küçük ya da büyük çeşitli değerleri görmezden gelme tehlikesine gireriz. Mutluluk, diğer tüm duygular gibi geçici bir duygu. Buna nazaran deneyimlerimizden veya davranışlarımızdan alacağımız tatminiyet ve gurur iç görümüzün, huzurumuzun ve aklımızın berraklığın bir parçası haline gelecek şeyler.

Hadi bir egzersiz yapalım: Son zamanlarda yaptığın, pek eğlenceli olmayan ama bitince sana büyük bir tatminiyet veren, seni gururlandıran birtakım projeleri, işleri ve aktiviteleri düşün. Sana benzeri hisler yaşatan insanları, objeleri ve durumları aklına getir ve bunların benzer yanlarını bir bulmaya çalış.

Hayat amacımız bir bitiş çizgisi değil, bir yolculuk.

Sorduğumuz bu sorulara aldığımız yanıtları ve bunların neticesinde aklımıza gelen düşünceleri ve yorumları gözden geçirince ille tek bir hedefimizin, yönümüzün ve tutkumuzun olması gerekmediğini görebiliriz. Farklı farklı yönlere çekildiğimizi hissetmemizin garip bir yanı yok. Biz insanlar karmaşık, çok katmanlı yaratıklar olduğumuzdan elbette farklı etki alanlarına girip girip çıkacağız. Bu yüzden bir hayat amacı veya hedef arayışı içinde olma eğiliminde olsak da arada sırada duraksayıp anın farkına varmamız ve sadece var olmamız gerek. Kim bilir, belki de en büyük hayat amacımız kendi iç dünyamızı keşfetmek ve kendimizi anlamaya çalışmaktır.

O yüzden farklı tutkularının, ortak değerlerinin ve ilgi alanlarının sana tüm bunlardan doğacak deneyimlerinden faydalanabileceğin bir yol açmalarına izin ver. Çünkü hayat amacımız bir bitiş çizgisinden ziyade kendi kendimize açıp adım adım yürüdüğümüz bir yol. Bırak, kazandığın deneyimlerin seni şekillendirsinler ve kendi kendini daha iyi anlamanı sağlasınlar. Hayatını, kendi yaratıcılığınla, gücünle ve imkanlarınla parça parça oluşturabileceğin, oluşturdukça da daha iyi anlayabileceğin bir mozaik olarak gör.

5 yorum

  • Gökhan Öker

    Bunlar söylenildiği kadar kolay şeyler değil.. Fakat çok güzel bir yazı olmuş, ellerinize sağlık..

    • Merhaba Gökhan;
      Yorumun için çok teşekkürler. Bahsettiğimiz bu konular dediğin gibi elbette kolay değil. Ancak zor olan her şeye bir yerden başlamak gerekir. O yüzden umarım yazımız senin ve diğer okurlarımızı için bu konu üstünde düşünmeye başlamanın güzel bir yolu olabilir. Umarım ileride sana daha da beğendiğin yazılar sunabiliriz.
      Sevgiler!

  • Burcu Bağcı

    Benim için o kadar doğru zamanda geldi ki bu yazı, çok teşekkür ederim. Son zamanlarda hayatımın bir amacı olmadığı için çokça dertleniyor, onu bulmak için zevk aldığım tatmin olduğum işleri düşündüğüm, ve kendime zaman vermeye karar verdiğim bir süreç geçirdim. Bu bir tesadüf olamaz, hayatı benim gibi zihninde yaşayan insanlar için nimet değerinde olan meditasyonapp, blogda da tam nokta atışı bu yazıyı yayınlıyor.
    Gerçekten minnettarım. Seçimlerimden ötürü de kendimi kutluyorum.

  • merhaba sizinle mailleşerek paylaşmak ve yardım almak istediğim bir konu var.Çözümleyemiyorum?

    • Merhaba Hanife;
      Haber verdiğin için çok teşekkürler. Konuyla ilgili [email protected] adresine yazarsan üye mutluluğu ekibindeki arkadaşlarımız sana hızlıca yardımcı olacaklardır. Harika bir gün geçirmen dileğiyle!

Gökhan Öker için bir cevap yazın Cevabı iptal et