Kendine Bir Mezuniyet Konuşması

Üniversite son heyecan verici bir sene – ama bir o kadar da gerilimli. Bu seçtiğimiz üniversitede geçireceğimiz son sene olacak. Dört yılımızı birlikte geçirdiğimiz insanların pek çoğunu son görüşümüz olacak. Bu büyük değişimlerin ve dönüşümlerin, bir açıdan çocukluğumuzun son demlerini geride bırakıp seçtiğimiz kariyerlerde ilerlemeye başlayacağımız bir sene. Bu sebeple mezun olduğumuzda ne yapmak istediğimizi biliyor olmalıyız. En azından, bize biliyor olmamız gerektiği söylenilip duruyor.

Ama gerçek şu ki çoğumuz mezun olduktan sonra ne yapacağımızı bilmiyoruz. Şanslıysak hangi alana girmek isteyeceğimizi aşağı yukarı biliyoruzdur. Özellikle de mimari gibi okulda belli alanlara yönelip edebiyat ya da felsefe gibi ana dallardan mezun olmayanlarımız… Ama onların bile mezuniyet günü geldiğinde cevaplamaları gereken bir soru olacak: Bundan sonraki hayatımla neler yapacağım? Bu soruyu sordukça panikleriz çünkü cevabını detayı detayına bilmemiz gerektiğini sanırız. Oysa ille de bilmemiz gerekmiyor. Bu kulağa korkutucu gelen bir şey olabilir ama henüz ne yapmak istediğimizi çözmemiş olmamız kötü bir şey değil. Kötü olan kendimize ihtiyacımız olan vakti tanımayıp içimizden akan düşüncelerle, duyguları etüt etmeyip sorumuzu cevaplamaya çalışırken özümüzle bağlantıya geçmemek.

Mezuniyet sonrasında enerji toplamak

Bundan 3, 5, hatta 10 yıl sonra üniversitede geçirdiğimiz günleri anımsayıp o yıllara geri dönebilmeyi dileyeceğiz. Ama şunu bir kabul edelim: Üniversite çocuk oyuncağı falan değildi. Finaller, tezler, ödevler, yarı zamanlı işler, stajlar, sunumlar ve iş aramalar derken hayatta kalmayı başarmamıza şaşmak gerek. Hele bir de işin içine sosyal hayatımızın da karıştığını düşünürsek! Üniversitede yapacak o kadar çok şeyimiz vardı ki aklen ne kadar yorulduğumuzu ancak mezuniyetten sonra, işler biraz dinginleştiğinde fark ederiz. Mezuniyet gününe kadar tam gaz koşturduğumuzdan, mezuniyetten sonra kafamız karışabilir ve bir tükenmişlik sendormu yaşayabiliriz.

Mezuniyetimizden sonra üstümüze hem akli hem de fiziksel bir yorgunluk çökebilir. Neticede bizler birer makine değiliz. Sonsuza dek, dinlenmeden çalışamayız. Hatta bunu makine olsaydık bile yapamazdık: Aklının bir bilgisayar olduğunu hayal et. Bilgisayarın aşırı ısındığında ona bir mola vermez miydin? Hiç değilse altına bir fan koymaz mıydın? O halde aynı şeyi kendin için niye mezuniyetten sonraki ve iş aramaya başlamadan önceki o mühlette yapmayasın? Bu mühleti “Ben kimim?” ve “Nasıl bir işe girmek istiyorum?” sorularının yanıtlarını bulmaya çalışarak geçiremez misin?

Ben Kimim?

Biz insanlar devamli çalışamıyor olsak da devamlı değişmektetiz. Geçen günler, aylar ve yıllar zarfında biriken deneyimlerimiz bizi değişitirp dönüştürürler. Bu sebeple üniversiteye başlayan “sen” ile mezun olan “sen” aynı kişiler değilsiniz. Geçen yıllar süresinde büyüyüp şu anda belki de göremediğin şekillerde değiştin. Bu yüzden de isteklerin, beklentilerin ve arzuların da büyük ihtimalle değişti.

Üniversiteler en dingin günlerde bile olaylı, gürültülü ortamlar. Bu yüzden değişim ve gelişim için birebir olsalar da bu değişimleri gözlemleyip yorumlamak için pek uygun yerler değiller. Sınıflar, okul gezileri, partiler, stajlar ve karşına çıkan türlü türlü fırsatlar seni derinden etkileyecekler ama sana nasıl bir insana dönüştüğünü anlayacak alanı tanımayacaklar. O halde nasıl bir insan olduğumuza, hangi değerlerin bize yön verdiğine, hangi proje ve aktivitelerin bizi heyecanlandırdığına dair bir farkındalık kazanmadan rotamızı çizmeye nasıl başlayabilir miyiz ki?

Eğer mezuniyetten sonra kendine ayıracak kısacık bir vakit yakalayabilirsen kendine kim olduğunu çözecek zaman ve alanı tanımaya çalış. Kendine aklını dinlendirip kendini sorgulayacak zamanı tanı.

Ben kimim? Nelerden hoşlanıyorum? Beni neler mutlu ediyor? Nelerde iyiyim? Yapmak istediklerime ve kendime dair neler öğrendim? Meditasyon bu tarz soruların yanıtlarını kendini baskı altında tutmadan bulmaya çalışmanın mükemmel bir yolu. Günlük tutmak ya da keşfettiklerin üstüne notlar almak düşüncelerini ve eğilimlerini derinleştirmen için birebir. Bu şekilde hem kendine ve yeteneklerine dair hiç bilmediğin şeyler keşfedersin hem de hayatta ne yapmak istediğini bulmanı sağlayacak deneylere başlayabilirsin.

Mezuniyet Sonrası Deneyler ve Keşifler

Mezuniyetten sonra kendine birkaç gün, hatta daha da iyisi birkaç ay ayırabilirsen, kendin için, kendini tanımak için çok iyi bir şey yapmış olacaksın. Lakin bu sürecin fazla uzamasına izin verirsen seni geri tutmasına müsade edersin. Kendine zaman tanıman dinlenmen ve kendini keşfetmen için çok önemli olsa da hazır olduğunda yoluna devam etmek bir o kadar önemli. Bu, geçen süre içinde yapmak istediklerini çözmüş olman gerektiği anlamına gelmiyor. Bunu çözmek için bir sonraki aşama farklı farklı projeler, aktiviteler ve işler deneyerek senin için en uygunlarının hangileri olduğuna bakmak olabilir. Bilgi ve öz farkındalık yalnızca deneyimle kazanabileceğin şeyler ve deneyim kazanmanın en iyi yolu yeni projelere, durumlara ve rollere dalmak.

Deney yapman bu yüzden çok önemli. Stajlara başvur, çeşitli organizasyonlarda gönüllü ol, üniversitede okuduğun alanla alakalı, yeteneklerinle ve ilgi alanlarınla farklı işler için mülakatlara git. Unutma ki girdiğin ilk işte kalmak zorunda değilsin, özellikle de o iş sana bir şeyler öğretip büyüme, gelişmene aracı olmak yerine patronuna kahve getirip götürmenden ibaretse.

Bu ilk adımlar stresli olabilirler. Önümüzde bunca yol ve opsiyon varken hangisini seçeceğini düşünmek korkudan donup kalmana yol açıyor olabilir. Yanlış seçimi yapma korkusu ağır bir yük. Zira bu seçimle birlikte hayatının kalanının rotasını çizeceğin hissi geliyor. Ama bu korkunun sana yön vermesine izin vermek zorunda değilsin.

Bu yollardan geçtim.

Geçmişi düşünüp çok büyük stres altında olduğun, çok endişeli olduğun bir zamanı hatırla. Bu önemli bir karar vermen gerektiği ya da çok büyük bir engelle karşı karşıya kaldığın bir zaman olabilir. Böyle streslenmene yol açan neydi, neler hissediyordun? Bunları bir düşün.

Şimdi bir adım geri çekil. Olaya uzaktan, hayatında şu anda durduğun noktadan bak. Aynı olay şu anda, eskisi gibi strese girmene yol açan, gözünde büyüyen bir şey mi? Acaba başını iki yana sallayıp gülüyor, bu kadar streslenmiş olmana hayret ediyor olabilir misin? Her ne karar vermiş olursa ol, işte buradasın: Kendi kişisel gelişimin, motivasyonun ve keyfin için bir yazı okuyorsun.

Bu verdiğin kararların bir önemi olmadığı anlamına gelmiyor. Ama önündeki opsiyonların hayatını mahvetme gücüne sahip olmadığını sana gösterebilir. Hayat daima değişmekte olan, akışkan bir şey. Hayatın boyunca çeşitli işlerde çalışacak, yeni tutkular keşfedecek, hiç bilmediğin yetenklerin olduğunu görecek, farklı fırsatlarla karşılaşacaksın. Dolayısıyla mutluluk hayatta hangi adımları attığından ziyade bu adımları nasıl bir tavır ve farkındalıkla attığınla alakalı.

Hız ile Başarı aynı şey değil.

Mezun olduktan sonra büyük ihtimalle bir iş bulmak için baskı altında olacaksın. Panikleyebilir, vaktini boşa harcadığını ya da çok az zamanın olduğunu hissedebilirsin. Böyle hissetmeye başladığın anda derin bir nefes al. Bunların doğru olmadıklarını kendine hatırlat. Elinde zamandan bol şey yok. O yüzden kendi kendine uyguladığın baskıya karşın bir an önce bir iş bulmak için acele etmek zorunda değilsin. Yapman gereken senin için en iyi, gerçekten öğrenmeni, büyümeni ve başarılara imza atmanı sağlayacak olan işi bulmak.

Duruma bir de şu açıdan bak: Çoğunlukla kahve getirip götürüp posta ofisine yollandığın bir işe anında girmeyi mi tercih edersin yoksa bir süre bekleyip üniversitede öğrendiklerini gerçekten kullanabileceğin, katıldığın şirkete değer katabileceğimn bir işe mi? Hangi işte hak ettiğin değeri göreceksindir? Kariyerinin ilk adımlarını hangi işte atmak istiyorsun? Zor, kendini zorlamanı gerektirecek bir işe girmek korkutucu olabilir ama bu entellektüel kapasiteni ve yeteneklerini, ayakta uyurken yapabileceğin bir işten daha çok geliştirecektir.

Kabul, bu kararı vermeye çalışırken dışarıdan bir baskı altında olabilir, başkalarının beklentilerinin yükünü taşıyor olabilirsin. Bu yüzden arkadaşlarının görünürdeki yeni başarılarının veya ailenin beklentilerinin seni germelerine izin verme. Bu bir yarış değil; Bu bir maraton. Başka bir deyişle tek bir kazananın olduğu bir yarış değil, herkesin yalnızca kendiyle yarıştığı, herkesin bitiş çizgisini kendi hızında geçtiği bir koşu. Başkalarının arzuları, beklentileri ve hayalleri senin kararlarını ve davranışlarını etkilememeli ve senin arzu ve hayallerinden önemli olmamalı. Hayatın sana yeni fırsatlar sunacağına güven çünkü seni motive eden şeylerin farkına vardıkça, bu motivasyonlarınla örtüşen daha çok fırsat karşına çıkacaktır.

Yolunda İlerlerken Şu Ana Şükret

Demesi kolay ama yapması zor, diye düşünüyor olabilirsin. Tüm bu konuştuklarımızı hatırlamak zor olabilir, özellikle de doğru fırsat henüz karşına çıkmamışsa. Böyle anlarda kendine şükrettiğin deneyimlerini, fırsatlarını, insanları ve projeleri hatırlatmak sana çok yardımcı olacaktır. Öncelikle unutma ki dünyada üniversite eğitimi alabilen çok az sayıdaki insandan birisin: Dünya nüfusunun yalnızca %6.7’si üniversite mezunu! İyi ya da kötü seni seven ve destekleyen bir ailenle, arkadaşların var. Başını sokabileceğin, sıcacık bir evin var, varsın onu bir oda arkadaşıyla ya da ailenle paylaşıyor ol.

Bunlar minnet duyabileceğimiz çok basit, temel şeyler. Bunu minnet duyduğun şeylerin yazılı bir listesini çıkararak bir adım öteye taşıyabilirsin. Aynı şekilde şükran meditasyonları yaparak anda olmayı seçip geleceğe emin adımlarla yürüyebilirsin.

Bir cevap yazın