Kendine Sağlıklı Sınırlar Çizmek

Duygusal ve fiziksel sınırlarını korumak ruh sağlığın için çok önemli. Kendi sınırlarını belirleyip, onları başkalarına açıkladığın zaman, başkalarının bu sınırları ihlal etmesini ve görmezden gelmesini engellemiş olursun.

Bu yazımızda kişisel sınırlarını nasıl çizebileceğin ve nasıl koruyabileceğin hakkında konuşacağız.

Sınırlar çizebilmek öz farkındalıkla başlar.

Sınırlarını çizip onları korumak istiyorsan ilk yapman gereken şey onların ne olduklarını saptamak ve onların farkında olmak. Bunun için her gün seni rahatsız eden, öfkelendiren veya değer görmediğini hissettiren şeyleri anlamaya niyet etmelisin. Birinin bir sözüyle aniden sinirlenmenin veya çeşitli yoğun duygular hissetmenin nasıl bir şey olduğunu bildiğine eminim. Tepkiler genellikle benzer olsa da, bu tepkilere neden olan durumlar, yani sınırlar ise çoğu zaman öznel.

Yani bizi tetikleyen durumlar, herkesi tetikleyen evrensel durumlar olmayabilirler. Yalan söylemek, birine küfür etmek, birinin zekasını veya dış görünüşünü yermek gibi davranışlar çoğu insanının sınırını aşacak davranışlar; fakat kendi öz değerlerimiz ile çok ilintili olan durumları anlamak için özenli bir dikkat ve farkındalık gerekir.

Bu öznel durumlar hakkında konuşurken akıl hocalarımdan biri bu kişisel durumlara “kanca” derdi. Ona göre hepimiz hayatımız boyunca yaşadığımız deneyimlerden doğan kancalar toplamaktayız. Örneğin çocukken anne-babası tarafından sürekli azarlanan bir birey yıllar sonra yüksek ses işittiğinde çok geriliyor olabilir. İşte bu onun kişisel kancasıdır. Bu kişi için başka birisinin ona sesini yükseltmesi, azarlandığında ya da bastırıldığında yaşadığı duyguları yeniden tatmak anlamına gelir. Daha dramatik bir örnek vermek gerekirse; eğer çocukken şiddete maruz kaldıysan yetişkinliğinde sana birinin nazikçe dokunması bile seni rahatsız ediyor olabilir. Patronunun sırtını sıvazlaması veya koluna dokunması sana çocukken yaşadığın o korkunç durumları hatırlatmaya yetebilir.

Bir an dur ve kişisel kancalarının ne olduğunu düşün. Geçmişte yaşadığın bir deneyim yüzünden şimdi birden sana yoğun duygular yaşatan sağlayan hangi durumlar var? Bu durumları hemen fark edemiyorsan bir düşün, tepkine anlam veremediğin, sende tanımlayamadığın duygular uyandıran zamanlar hangileriydi?

Şimdi herhangi birinin bu kişisel kancana çarptığı, dokunduğu bir anı düşün. Bu nasıl bir his? Böyle bir duruma nasıl bir tepki veriyorsun?

Kendine sınır çizme egzersizinin en önemli yanı kendinin farkına varmak ve bunu da her gün kendimizi büyük bir yargısızlıkla izleyerek, bizi tetikleyen şeylerin neler olduklarını fark ederek yapabiliriz. Bir daha bir başkasına sinirlendiğinde veya kırıldığında kendine şunu sor: Bu kişi bunu bilerek mi yaptı yoksa fark etmeden gizli kancalarımdan birine mi takıldı? Karşındaki kişi olaya kendi bakış açısından baktığında alınmana yol açacak, saygısızlık kabul edilecek bir şey yapmadığını düşünüyor olabilir. Senin bu durumdan rahatsızlık duyduğunu fark etmiyor bile olabilir. Peki sen kendi sınırlarının farkında mıydın ve bunları çizerek karşındakine bildirmiş miydin?

Bazılarımız sınırlarımızı bilsek de tam da bu bildirme ve açıklama sürecinde problem yaşarız.

Sınırlarını şefkatli bir kararlılıkla açıkla.

“İnsanlara sana nasıl davranacaklarını sen öğretirsin,” deyişini hiç duymuş muydun? Bu kişisel sınırlarını korumak adına atman gereken en önemli ama atması en zor adım. Neden mi? Çünkü çoğumuz başkalarıyla yüzleşmekten kaçınmak isteriz, bu yüzden de duygularımızı bastırırız veya sessiz kalırız. Farklı şekilde algılanmaktan korkar, duygularımızı saklayarak, farklı şekilde ifade etmeyi tercih ederiz. Sınırlarımızın farklı şekilde algılanacağından korkarız. Bir nevi yargılanmak istemeyiz. Bir düşün, başkalarına açıklamaktan çekindiğin sınırların var mı?

Aslında yapman gereken şu: “Ne kast ediyorsan onu söyle, yargılanmaktan korkma ama söyleminde nazik ol.”

Böylece sınırlarının ihlal edildiğini düşündüğün davranışları başkalarıyla paylaşarak onlara seninle konuşurken takip edecekleri bir yol haritası verebilirsin.

Bunu fark ettikten sonra biri herhangi bir sınırını ihlal ettiğinde hissettiklerini paylaşman kolaylaşacak. Bu konuşmalar elbette ilk başta zor olacak. Ancak zamanla etrafındaki insanlar senin hakkında bu bilgileri edindiklerine sevinecekler. Çünkü kim değer verdiği birini kırmak ister ki? Bu davranış, amacının ötesine de geçerek o kişilerle aranı sağlamlaştırabilir, daha derin bir bağ kurmanıza yardımcı olabilir.

Seni en iyi tanıyanlardan destek al

Son olarak unutma bu tek taraflı bir davranış olmamalı. Öz-farkındalık ve sınırlarını tanıma yolculuğunda, kendin için yapabileceğin en iyi şeylerden biri seni en iyi tanıyan insanlardan geri bildirim istemek. Kancaların hakkında konuşabileceğin kadar güvendiğin dostlarının, iş arkadaşlarının ve akrabalarının bir listesini çıkar. Bu insanlar, gerilimli ve çatışmalı durumlardaki tutum ve davranışlarını beğendiğin kişiler de olabilir. Hoşuna gitmeyen bir durum yaşandığında sınırlarınla, duygularını nasıl dile getireceğine emin değilsen onlara danışmaktan çekinme. Biraz pratik kazandıktan sonra onların aynı duruma nasıl yaklaşacaklarını içgüdüsel olarak bilip aynı tutumu benimseyebileceksin.

2 yorum

  • Problem şu ki kancalarıma dokunan insanlar bunu sürekli yapıyor yani artık bunların benim kancam olduğunu anlamış olmalılar ama hala yapıyorlar sanırım onların hayatımdaki yerlerini biraz değiştirmeliyim hayatımdan atamam ama daha seyrek görüşebilirim böylece görüştüğümüzde paylaşacak şeyler artar ve kancalara vakit kalmaz 🙄 ve gerçekten etrafımdaki herkese karşı sürekli artan bi öfke var şu sıralar nedenini bilmiyorum normalde yüzde 70 istediğim gibi davranan insanlar şu sıralar neredeyse tamamen istemediğim gibi davranıyor biliyorum hiçbir şey dört dörtlük olmaz bunu kabul ettim ama neredeyse tamamen kötü olması beni yoruyor ve bunu değiştirecek gücü kendimde bulamıyorum açıkçası belki sakin kalmalıyım susmalıyım ya da en azından en sevdiklerim için bir şeyleri değiştirmeliyim

  • İnsanın ışıkta kendi gölgesi olduğu gibi kendi sınırları da mutlaka vardır. Kendi sarayında kral, kendi kulübesindeki bekçidir insan. Küçücük bir çocuk kumdan kale yapıyorsa kendisine o kalenin komutanı olarak hayal eder. Doğru ve net şekilde İfade edildiği takdirde herkes karşısındaki insana saygı duyar ve duymalı. Ezilen haklarını alamayan ve bu duruma karşı çıkmak yerine kabul etmekse saygı görmek yerine hor görülme yaratır. İnsan şahsiyet göstermediği anda kaybeder. Geç de olsa Göstermek istediği anda 2. Yenilgi gelir. İnşa Duruşta-bakışta-tavırda hissettirmek ve ortaya koymalı kendi sınırlarını ve kurallarını. Bu Sosyal çevrede ve iş hayatında anlatılacak bir durum değildir. İlk andan itibaren Bilinçli ve kabul görecek en uygun bir şekilde yapılması gereken ilk adım “çemberi görmelerini sağla sorun yaşama”rahat et. Statünü yükseltemiyorsan korumayı bil. Onur herkeste var. Sen şerefli ol. T.G.Ü.H

Sena için bir cevap yazın Cevabı iptal et