Kötü Çalışma Koşullarında Hayatta Kalmanın Yolları

Aşırı rekabetçi bir dünyada yaşadığımızı hepimiz biliyoruz. Bu rekabetçi kültür, hayatımızın her alanına, sabah işe gidişimizden, eğitim sistemimize ve hatta romantik ilişkilerimize kadar işlemiş durumda. Ancak etkilerini belki de en çok iş hayatımızda ve işyerlerimizde hissediyoruz. Rekabetçi, üretim odaklı iş kültürümüz kimimizin işyerlerini son derece gergin, kaskatı, nasıl hareket edeceğimizi bilemediğimiz ortamlara dönüştürdü. Bazılarımızın çalıştıkları ortamlar o kadar zorlu ki, insanın nefes alamıyormuş gibi hissetmesine sebep olabiliyorlar. Bu gibi işyerleri çok stresli olduklarından günlük yaşantımızla, sağlığımızı etkiliyorlar. Aslında böyle ortamlar yalnızca stresli değil – aynı zamanda zehirli. Bu ortamlarda nasıl hayatta kalacağımızı, yolumuzu nasıl bulacağımızı ve ne zaman çıkışa yöneleceğimizi bilmemiz bu yüzden çok önemli.

Zehirli Bir İş Ortamı Ne Demek?

Zehirli bir iş ortamı kaosun veya dramın hakim olduğu bir ortam. Bu ortama aşırı öfkeli bir patron da sebep olabilir, kindar iş arkadaşları da. Ya da insanı hayrete düşüren bir düzensizlik de olabilir. Sebebi her ne olursa olsun, zehirli bir iş ortamında hayatta kalmak zordur. Zira böyle bir ortam çalışanlarına ağırlık yapıp, onlar yaptıkları işi sevip iyi yapmak isteseler bile, motivasyonlarını onlardan çalar; üretkenlik ve yaratıcılıklarını öldürür. Çalışanlarının öyle bir strese girmelerine sebep olur ki insanlar bir süre sonra işe gitmek istememeye, işten de stresli dönmeye başlarlar.

Kendimizi böyle bir ortamın içinde bulduğumuzda elbette yapabileceğimiz en iyi şey burayı terk etmek. Ancak bunu yapmak her zaman mümkün olmuyor. Bazen olduğumuz yerde sıkışıp kalıyoruz – en azından o anlığına. Fakat bu mutsuz olmamız gerektiği anlamına gelmiyor. Mutsuzluğumuz çoğunlukla içinde olduğumuz durum kadar ona verdiğimiz tepkiden de kaynaklanır. Zehirli bir iş yerinde sıkışıp kalmış olabiliriz ama ona nasıl bir tepki vereceğimizi seçme gücüne sahibiz. Başka bir deyişle, bakış açımızı değiştirip deneyimimizin olumlu yanlarını bulabilir, bulunduğumuz ortamın bizi etkilemesine izin vermemeyi seçebiliriz.

Güvenli Bir Alanın Olsun

Zehirli bir ortamdaysan genellikle etrafın olumsuzlukla sarılı gibi hissedersin. Kendine has, teselli bulabileceğin, bir anlığına dahi yalnız olabileceğin bir güvenli alanının olması bu yüzden önemli. Eğer bir masan, hücren veya ofisin varsa onu sana güvende olduğunu, sevildiğini hissettiren objelerle dekore et. Etrafını fotoğraflarla, çizimlerle, sevdiğin küçük objelerle – mesela kızının sana yaptığı “dünyanın en iyi annesi” fincanıyla – doldurmak sana hayatının işinden ibaret olmadığını anımsatacaktır. Bu objeler sıkışıp kaldığın ortama karşın hayatında güzel, pozitif şeyler olduğunu da hatırlamanı sağlayacaktır.

Eğer böyle dekore edip sığınabileceğin bir yerin yoksa gün içinde tek başına soluklanabileceğin başka bir güvenli alan bulabilirsin. Bu işyerinin yakınında öğle yemekleri için gittiğin bir kafe, ofisinin etrafında yürüyüşe çıktığında adımladığın yol veya bulunduğun binanın çatısı bile olabilir. Bulunduğun olumsuz ortamdan kaçabileceğin bir yer bulmak daha olumlu bir ruh haline geçmene yardım edecektir.

Bir Mola Ver

Bulunduğun ortamın zehrini içine akıtmaya başladığını duyumsadığın anda bir mola vermen senin için çok önemli. İşyerinde çok streslendiğinde, kindar iş arkadaşlarının sana çok yüklendiklerini hissettiğinde, patronun her zamankinden agresif davranmaya başladığında, kısacası kötü hissetmeni sağlayan herhangi bir şey olduğunda derin bir nefes al ve sandalyende arkana yaslan. Birkaç nefes egzersizi ya da meditasyon yap. Kendi kendine bu anın geçeceğini, sonsuza dek burada olmayacağını tekrarla. Hayatındaki güzel, minnettar olduğun şeyleri anımsa, bunların bir listesini çıkar. Kalbinin ne kadar hızlı attığına, nefes alıp verişine dikkat et, düşüncelerini gözlemleyip ne zaman olumsuz fikirlerin aklına geldiğini görmeye çalış. Senin bu düşüncelerden, bulunduğun ortamdan ibaret olmadığını unutma. Sen daima sensin; değerli ve tamsın ve hiç kimse bunu senden alamaz.

İşindeki Olumlu Şeylere Odaklan

Etrafımızdaki dünyayı nasıl gördüğümüz bir seçim meselesi. İstersek etrafımızdaki olumsuz şeylere odaklanmayı seçebiliriz ki bunu yapmak zehirli bir işyerinde fazlasıyla kolay olur. Bunun yerine etrafımızdaki olumlu, güzel şeylere de odaklanmayı seçebiliriz. Gördüğün, yaşadığın güzel şeyleri fark etmeyi, kendine hatırlatmayı unutma. Onları görmezden gelme. Aksi takdirde seninle aynı şeyler yaşayan, seni anlayıp destekleyebilecek yeni bir dost kazanma fırsatını kaçırabilirsin. Veya bugün gün batımının ne kadar güzel durduğunu görmeden geçip gidebilirsin. Keyif alabildiğin her şeyden, o anda keyif almaya özen göster.

İçini Dök Ama İşteki Dramı Eve Taşıma

İşteki dramı elbette eve taşımamalısın ama bu sıkıntılarını içine atman gerektiği anlamına gelmiyor. Konuşup içini dökebileceğin birini bulmak sana böyle bir durumda çok yardımcı olacaktır. Bu eşin ya da sevgilin olabilir, bir arkadaşın olabilir, anne-baban olabilir… Dilersen bir günlük tutup sıkıntılarını sayfalarına dökebilirsin; bu senin için bir nevi terapi olacaktır. Lakin bunları yaptığında sıkıntılarını sırtında yük olarak taşımaktan kaçın. Aklını boşalt ama işte yaşananların, hayatının geri kalanı üstüne bulut düşürmesine izin verme.

Etrafını Kendin Gibi İş Arkadaşlarıyla Doldur

Zehirli bir iş ortamında kötü hisseden tek kişi sen değilsindir. Madem öyle, deneyimlerini paylaşabileceğin, senin gibi düşünen iş arkadaşları bulmaya çalış. İhtiyacınız olduğunda birbirinizi destekleyin ama ofis dedikodularına girmeyin. Dedikodu yapmak, çektiğiniz acı için intikam alıyormuşsunuz gibi hissetmenizi sağlayabilir ama gerçekte hislerini dindirmek yerine hepten kızdırır. Günün sonunda kendini hepten üzgün, öfkeli, stresli bulabilirsin. Dahası dedikodu yaptığında dediklerinin yanlış insanlar tarafından duyulması riskine girmiş olursun.

Geleceğini Planla

Şu anda burada sıkışıp kalmış olabilirsin ama daima burada olmayacaksın. Geleceğin için planlar yapmak işte strese girdiğinde bu gerçeği hatırlamanı sağlayacaktır. Özgeçmişini güncellemeye koyul ki yeni iş başvuruları yapabilesin. İleride çalışmak isteyebileceğin şirketlerle iletişime geç. Kendine şunu sor: Bundan bir yıl sonra, üç yıl sonra, beş yıl sonra nerede olmak istiyorum? Bu soruya verdiğin yanıtlar doğrultusunda çalış; hedeflerine ulaşmanı sağlayacak deneyimi kazanmaya bak. Geleceğinin daima senin elinde olduğunu çünkü şu anın da senin elinde olduğunu sakın unutma. Yaptığın seçimler geleceğini doğrudan etkileyecek. Bakış açını ve odak noktanı değiştirmeye karar vermek şimdiye dek vereceğin en büyük karar.


Bir cevap yazın