İlişkide Güvende Hissedebilmek

Sevgililer Günü’ne özel hazırladığımız “İlişkide İletişim” canlı programındaki makalelerimiz çok sevildi. Bu nedenle biz de Meditopia Blog’da 5 hafta sürecek bir seri başlattık. Blog’da her hafta Klinik Psikolog, Çift ve Aile Terapisti Tuba Aydın’ın yazdığı yeni bir makale seni bekleyecek.
Eğer ilişkindeki iletişimi güçlendirmenin yollarını arıyorsan romantik ilişkilerin hakkında çok şey öğrenebileceğin bir yolculuğun ilk adımına bu makaleyle başlayabilirsin!

romantik ilişkiler

Partnerimizle ilişkimizde güvende hissedebilmemizin, yaşamımızı sağlıklı sürdürebilmemize etkisi büyük. İçinde olmaktan mutluluk ve güven duyduğumuz bir ilişki; bedensel, duygusal ve zihinsel olarak iyi oluşumuzu besler, en temel kaynaklarımızdan biri hâline gelir. Bu kaynağı gerek zaten yolunda giden akışımızı pekiştirmek için gerekse yaşam içinde karşılaştığımız zorluklarda destek almak için kullanırız. Orada, hemen yakınımızda, bizim varlığımızla mutlu olan, bizimle hayatın farklı hâllerini paylaşan, yaşadığımız incinmeleri bilen ve önemseyen biri vardır. Onun varlığı da bizim için oldukça benzer şeyler ifade eder. Onu önemser, aynı paylaşma arzusunu duyar, zorlu anlarında ona destek olmak isteriz. 

el ele tutuşan iki kişi

Sağlıklı diye nitelendireceğimiz bu tür bir romantik ilişki yaşam akışımızı sekteye uğratmaz. Kendimizi daha bütünlüklü ve güvende hissetmemizi sağlar. Bu sayede yaşamımızın diğer alanlarında da daha iyi performans gösterebilmemiz mümkün olur. Bizi besleyen ilişkimiz aynı anda işimizi, ebeveynliğimizi, sosyal ilişkilerimizi ve başka birçok şeyi güçlendirir. 

Ancak bazen bu sağlıklı işleyiş sürdürülemez hâle gelir. Bize, partnerimize, çevresel koşullara veya zamana bağlı unsurlar iletişimimizde engellerin oluşmasına sebep olur. İçinden çıkmakta zorlandığımız ve tekrar ettikçe güç kazanan kısır döngüler, yanlış anlaşılmalar, travmatize edici yaşam olayları ilişkimizi güvenli bir alan olarak görmemize artık izin vermez. Sağlıklı bir ilişkinin mümkün kıldığı tüm besleyici özellikler, böyle bir durumda tersine döner. Yaşadığımız zorlanmanın büyüklüğü oranında kendimizi huzursuz, kaygılı veya sıkıntılı hissederiz. 

Böylesi bir durumun içinden geçmek aslında her ilişki için zaman zaman söz konusu. Herhangi bir ilişkinin her an ve her koşulda kapsayıcı olmasını beklememiz, mükemmeli isteyerek kendimize ve partnerimize haksızlık etmemiz anlamına gelecektir. İlişkimizin sağlıklı yapısını zedeleyecek olan, buna benzer zorlanmaların kalıcılaşması ve yayılmasıdır. İlişki alanımızda yaşanacak bu gibi zorlanmaların yerleşik hâle gelmemesi ve birbirine eklenerek büyümemesi için yapabileceğimiz pek çok şey var.  

Paylaşım yapabilmek

Güvenli ve besleyici olanı koruyabilmemizin yollarından biri paylaşımımızı sürdürebilmektir. Bu ilk etapta kulağa biraz saçma gelebilir. Birlikte olduğumuz kişiyle paylaşımımızın olmaması gerçekten mümkün mü? Ancak bu soruya biraz daha yakından bakarak paylaşımın ne anlama geldiğini daha ayrıntılı düşünebiliriz. Partnerimizle elbette her zaman bir şeyleri paylaşırız. Ancak bu paylaşım kimi zaman günlük hayatın rutin akışına, etrafımızı saran sorumluluklara yani yaşamsal ve keyifli olandan nispeten uzak alanlara. 

İlişkimizde sevildiğimizi, anlaşıldığımızı ve önemsendiğimizi hissetmeye ihtiyaç duyarız. Bu sayede, güvende olduğumuzu biliriz. Bedenimiz, ruhumuz ve zihnimiz kendini ilişkinin içinde rahatlıkla var edebilir, ilişkiye bırakabilir. Böylece genişler ve üretkenleşir. En az bunun kadar önemli olan beğenilme, arzulanma, ilgi görme gibi ihtiyaçlarımız ise ilişkimizden duyacağımız tatminle ilgilidir. Partnerimizle paylaşımımızı farklı kanallardan sürdürebilmemiz, tüm bu hissedişlerin çoğalabilmesine veya kendini yeniden var edebilmesine olanak tanır. Birlikte deneyimlediğimiz yeni ve keyifli olaylar, ilişkiye dair tatminimizi artırır. Birbirimize duyduğumuz ilgiyi uyanık ve canlı tutar. Romantik bir ilişkinin temelini oluşturan yakınlık hissi, paylaştıklarımızla sürdürülür ve gelişir.

Meditopia'yı ücretsiz indir
Meditopia’yı ücretsiz indir

Tüm bunlar aynı zamanda iletişim hâlinde kalabilmemiz, birbirimizden haberdar olmaya devam edebilmemiz anlamına gelir. Bu anlarda kendimizi anlatabilir ve partnerimizi fark edebiliriz. Çünkü paylaşılan her şey, birbirimize hâlâ merakla bakabilmemizin aracısı olur. 

Destek isteyebilmek

Partnerimizden destek isteyebileceğimizi bilmek, aslında paylaşımı sürdürebilmemizin bir diğer hâlidir. Keyifli olanı beraber yaşarken birbirimize duyduğumuz ilgi ve sevginin çoğalması nasıl mümkün oluyorsa zorlu deneyimleri paylaşabilmek, ilişkimize duyduğumuz güveni ve böylece yakınlığımızı sağlamlaştırır. 

İçsel ya da dışsal olaylarla tetiklenmiş stresimizi, kaygılarımızı, yorgunluğumuzu yani bizim için zorlayıcı olan herhangi bir şeyi partnerimizle paylaşabileceğimizi bilmek, güvende hissetmemize yardımcı olur. Partnerimizin yaşadığımız soruna çözüm üretmek gibi bir vazifesi de yoktur üstelik. Hatrımızı önemsemesi, bizi merakla ve ilgiyle dinlemesi, kendi tarzıyla bize yardımını önermesi çoğu zaman yeterli olacaktır. 

İlişkide Güvende Hissedebilmek

Destek isteyebilmenin, inanç ve davranışlarımızla ilişkili bir tarafı vardır. Yardım almak konusunda daha rahat olanlarımız bunu partnerinden istemekte de çekingen davranmayacaktır. Ancak her şeyin üstesinden tek başımıza gelmemiz gerektiğine, yardım istemenin birine yük olmak anlamına geldiğine ya da talebimizin zaten karşılanmayacağına inanıyorsak ilişkimizde de destek almak konusunda temkinli davranma ihtimalimiz yükselir. Bu gibi durumlarda inançlarımız, destek almanın bize veya başkasına zarar verebileceğini söyler. Ancak aslında hem yüklendiğimiz zorlukları paylaşamaz oluruz hem de partnerimizin  hayatımıza dâhil olabilmesinin önüne geçeriz. 

Kendimizle veya partnerimizle ilgili olası çekincelerimiz üzerine düşünebilir ve fark ettiğimiz engelleri nasıl çözebileceğimizi araştırabiliriz. Böylece ilişkimizi kısır döngülerden ve giderek uzaklaşmaktan koruyabilir; açık, samimi ve güven veren iletişimimizi sürdürebiliriz. 

Anlaşmazlığa izin verebilmek

İlişkide güven

İlişki içinde oluşması muhtemel rahatsızlıklara ve anlaşmazlıklara izin verebilmemiz, sağlıklı oluşu sürdürebilmenin bir diğer yoludur. Partnerimizle fikir ayrılıklarına düşeriz; tartışır hatta bazen birbirimizi incitecek davranışlarda bulunuruz. Anlaşılmadığımızı hissetmek, öfkelenmek, içerlemek veya umutsuzluğa kapılmak hepimiz için tanıdıktır. Nitekim, istismar edici bir seviyede olmadığı sürece normaldir de. Anlaşmazlıklar, yolunda gitmeyen ve değişmesi gerekenler hakkında fikir edinmemizi sağlar. Ancak bu sırada yaşadığımız incinmeleri de onarabilmemiz gerekir. 

Kırıldığımız noktaları ifade edebilmek, ihtiyacımız biraz mesafe almak ise kendimize veya partnerimize bunun için izin verebilmek; korkularımızı, kaygılarımızı veya öfkemizi yıkıcı davranmadan, içtenlikle dile getirebilmek… Bu gibi davranışlar, yaşanan zorluğun iletişim engelleriyle daha da büyümesinin önüne geçecektir. 

Stres anlarında duygularımızı kapsayabilme kapasitemiz ve kendimizi sakinleştirebilme becerimiz ise bunu başarabilmemizde önemli rol oynar. Bu yüzden kendi duygu regülasyon süreçlerimizi geliştirmeye çalışarak hem bireysel iyi oluşumuza hem ilişkimize katkıda bulunabiliriz. 

“Olduğum yerde güvende ve mutluyum”

İlişkide Güvende Hissedebilmek

Romantik ilişkimizi iki kişinin varlığıyla meydana gelen bir üçüncü olarak düşünebiliriz. Onun da tıpkı bizim gibi güçlü yönleri, kırılganlıkları, kaynakları ve zamanla şekillenen bir yapısı vardır. Bizim davranışlarımızdan etkilenir ve aynı oranda bizi etkiler. Bize iyi geldiği için başladığımız ilişkimizin bu hâlini sürdürebilmesi birçok şeye bağlıdır. İçinde yaşadığımız zaman dilimi, çevresel koşullar, ilişkiyi yaşayan bizler, irtibat hâlinde olduğumuz diğer alt sistemler… Kimi zaman çevresel faktörlerle zorlansak da ilişkimizi beslemeyi sürdürebilmek için yapabileceklerimizin farkında olmamız, karşılaştığımız olumsuzluklarda bizi güçsüz ve çaresiz hissetmekten alıkoyacaktır. “Olduğum yerde güvende ve mutluyum” diyebilmek için yapabileceklerimiz olduğunu unutmamalıyız. İlişkimizi sürdürmeye istekliysek ve bize zarar vermediğinden eminsek bu olanakları araştırmak ve eyleme geçme potansiyelimizi hatırlamak bize her zaman yardımcı olacaktır.

Leave a Reply