Meditasyon ve Yoga Arasında Nasıl Bir İlişki Var?

Meditasyon ve Yoga

Meditasyon ve yoga genelde bir elmanın iki yarısı olarak karşımıza çıkar. Sen de bu iki kavramın birlikte anıldığını daha önce duymuş olabilirsin. Şimdi meditasyona da yogaya da biraz daha yakından bakalım… Yoga algımızda daha çok duruşlar ve yapması zor görünen bedensel hareketlerle yer ediyor. Meditasyon ise yapmayanlar için epey kafa karıştıcı bir pratik. Bu yüzden bu iki kavramın ortak noktalarını ve neden yakın olduklarını ilk bakışta anlamak zor görünebilir. Oysa aslında aralarındaki ilişki oldukça basit!

Meditasyon denince ne anlıyoruz?

Meditasyon pek çok farklı kültürde ve ezoterik öğretide kendine yer bulan bir kavram, bir pratik. Uygulama yolları ve prensipleri disiplinden disipline değişse de hepsinde meditasyona dair ortak unsurlar ve tanımlar bulunuyor. Bunlardan en temeli farkındalık. Farkındalık geliştirmek için türlü türlü yöntemler ve araçlar kullanıyoruz. Bu konuyu derinlemesine okumak istersen Meditasyon Nedir Ne Değildir? yazımıza göz atabilirsin!

Meditasyon, odağımızı ve farkındalığımızı iç alanımıza yönelterek yaptığımız bir araştırma pratiği aslında. Yanıtlarımızı dışarıda aramak, eylemler üzerinden çıkarım yapmak yerine, içeriye dönme süreci. Dolayısıyla meditasyon yapılan bir şey, varılan bir nokta değil de, içinde bulunulan bir hâl olarak tanımlandığında bu ilişkileri, pratikleri kafanda canlandırman belki daha kolaylaşabilir. Bu şekilde tanımladığımızda kafan biraz karışmış olabilir çünkü biraz gizemli bir tanım oldu. Merak etme, yalnız değilsin. Aslında neredeyse herkes için meditasyon ilk bakışta böyle karmaşık bir pratik. Tam da bu yüzden pek çok disiplin başlarda en basit ve anlaşılabilir araç gereçleri ve pratikleri öneriyor. 

Yoga öğretisi

En basit hâliyle ifade etmek gerekirse yoga öğretisi farkındalığı artırmak üzerine kendi araç gereçlerini, metotlarını sunan ve izlenmesi gereken bir patika öneren disiplinlerden yalnızca bir tanesi diyebiliriz. Yoga gibi sayısız öğreti kendini tanımak aracılığıyla evreni tanıma yoluna dair yöntemler sunuyor. Yoga, bunların içinde tüm dünyada en yaygınlaşanlardan biri hâline geldi. Bunun da belli başlı sebepleri var.

Sosyal medyanın, internetin yaygın kullanımı sonucunda herkes farklı bakış açılarına ve farklı coğrafyalardan gelen bilgilere daha çok maruz kalır oldu. Böylelikle yoga da hayatımıza daha çok girmeye başladı.

Yoga öğretisi, ana coğrafyası olan Hindistan’dan birkaç hoca aracılığıyla son yüzyılda diğer ülkelere taşındı. Yoganın pek çok felsefeye ya da disipline göre hayatımızın içine çok daha rahat bir şekilde girmesinin sebebi yoğun fiziksel pratiği ve pedagojik anlatımı olabilir. Pedagojik derken ne kastediyoruz? Yoga öğretisinde sekiz basamak bulunuyor ve farkındalık bu basamaklardan geçerek inşa ediliyor. Bu basamaklardan bir kısmı çok daha soyut kalırken bazı basamaklar da herkesin kendine adapte ederek uygulayabileceği ve her yönden fayda sağlayan basamaklar. Bu basamakları kısaca özetlemek gerekirse:

  1. Yama
  2. Nyama
  3. Asana
  4. Pranayama
  5. Pratyahara
  6. Dharana
  7. Dhyana
  8. Samadhi

İlk iki basamak kendimizle ve çevremizle ya da toplumla ilişkimizde benimsememiz gereken davranış biçimlerini ve etik ilkeleri oluşturuyor. Mesela “şiddetsizlik” ya da “çalmamak” ilkeleri… Bunlar hem yoganın felsefi altyapısını oluşturuyor hem de sonraki basamakların pratiklerini uygularken nasıl bir kafa yapısı ve tavır içinde olmamız gerektiğini belirliyor. Üçüncü basamak olan “asana” ise kelime olarak “duruş” anlamına geliyor.

yoga pozu

İşte bizim “yoga” olarak bildiğimiz şey aslında asana pratiği. Yoga öğretisinde asanalar bedeni gevşetmek, rahatlatmak, güçlendirmek ve nihayetinde bizi daha derin bir meditasyon oturuşuna taşımak işleviyle bulunuyor. Ayrıca bu tarz bütüncül (holistik) öğretilerin tümünde beden, zihin ve ruh birbirinden bağımsız çalışan bileşenler değil, birbiriyle entegre çalışan bir bütün olarak ele alınıyor. Yoga pozlarında da amaç bir duruşu mükemmel yapmak ya da akrobatik olmak değil. Öncelik, pozlara nasıl girip çıktığımız, pozdan poza nasıl aktığımız ve nefes-beden uyumu. Böylece aslında bir egzersiz disiplini değil, bir farkındalık disiplini uyguluyor oluyoruz. Öncelikli niyet, bedenimizle bir hareket yaparken zihnin başka yerlerde dolaşmadığından emin olarak farkındalığı bedende ve anda köklü tutmak. Dolayısıyla yoganın fiziksel pratiğine, bedeni hareketli tutarken meditasyon hâlinde bulunmak diyebiliriz.

Ne var ki bu bedensel duruşlar aynı zamanda çok iyi bedensel egzersizlerdir. Bedenin güç, esneklik ve denge sınırlarını zorlayarak hızlı bir fitlik ve zindelik sağlayabilirler. Yoganın geniş kitlelerde yankı bulması ve giderek de yaygınlaşmasının en büyük nedenlerinden biri de bu aslında… Yogayı sindirmesi zor felsefi altyapısı ya da ağır derinleşme pratikleri olmadan uygulamak da bir seçenek. 

Bir egzersiz sistemi olarak uygulandığında da yoga pek çok faydayı beraberinde getiriyor çünkü artık “somatik deneyimleme” gibi nöropsikolojik disiplinlerden biliyoruz ki günlük hayatta modumuzu etkileyen duygu durumları genelde bedenimizde meydana geliyor ve sonuçta yine bedenimizi etkiliyor. Ve biliyoruz ki zihnin hâli, psikolojik modumuz, bedensel hastalıklarla ilişkimiz sinir sistemimizin çalışma biçimiyle çok yakından ilişkili. Sinir sistemimizin sağlığı için ise beyinde yeni sinir ağlarının örülebilmesinin en etkin yollarından biri fiziksel egzersiz. Bu da aslında meditasyon hâlinin hem sağladığı hem de fayda aldığı yer. 

Pranayama ise basitçe bedensel enerjimizi artıran, hormonal sistemimizi belli şekillerde çalıştıran ve zihin hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı olan nefes egzersizleridir.

Artık “yoga” denince aklına gelen kavramlar biraz olsun değişmiş olabilir! Yoga ve meditasyon,  birbirinden ayrılabilir değil, birbirini güçlendiren ve iç içe konular aslında… 

Yoga basamaklarında biraz daha ilerlediğimizde ise aslında meditasyon için yoganın bir alt kümesi diyebiliriz. Yoga, Budizm, Sufizm gibi öğretilerin tamamında tam bir aydınlanma ve erginlenme hâli olarak tarif edilen son basamaklar vardır. Bu basamaklar aslında en derin meditasyon hâline karşılık gelir. Evrenin tamamıyla bir ve bütün olma hissinin idrak edildiği ve anlaşıldığı hâl. Zaten “yoga” kelimesi, “bir, bütün” anlamına gelen “yuj” kökünden gelir. Her bir öğretide ise bu yolda kullanılan yöntem farklıdır. İlkeleri, üstüne kuruldukları unsurlar değişiklik gösterebilir. Doğu temelli bu disiplinlerin benimsedikleri, pozitif düşünce ve materyalizmin hâkim olduğu batılı bakış açısından farklıdır. Son basamaktaki “samadhi” kelimesi popüler dile daha çok girmiş “nirvana” sözcüğüyle eş anlamlıdır. Samadhi öncesindeki diğer basamaklarsa farkındalık ve odağı derinleştirmekle ilgilidir. 

yoga

Meditasyon ve yoga

Meditasyon dendiğinde aklına ilk ne geliyor? Bağdaş kurup oturmak mı? Gözlerini kapamak mı? Meditasyon çok geniş bir kavram. Ancak bu bağlamda meditasyonu oturarak yapılan ve nefes ya da fiziksel duyum gibi bir şeylere odaklanarak pratik edilen bilinçli farkındalık meditasyonu olarak düşünürsek, bu pratik köklerini yogadan alır. Yoga disiplini aslında yazılı metinlerin olmadığı ve pratiğin sözlü aktarıldığının tahmin edildiği eski zamanlarda yalnızca ve yalnızca derin meditasyonlar olarak pratik ediliyordu.

Bazı eski yoga metinlerinin oluşması ve sistemli hâle geçişiyle bahsettiğimiz bu sekiz basamaklı çerçeve çizilmiş oluyor. Bugün bildiğimiz fizik, biyoloji ve fizyoloji ışığında bu basamaklara baktığımızda aslında meditasyon ve yoga ilişkisi gözlerimizin önüne çok daha net bir şekilde seriliyor.

Bilinçli Farkındalık bize farkındalık pratikleriyle beynimizde yeni sinir yolları oluşturabileceğimizi söylüyor. Bu oldukça devrimsel bir bilgi. Bu yeni eklenen sinir yolları beynimizin en gelişkin bölgesi olan neokorteksteki gri madde miktarını artırıyor. Bu da demek oluyor ki eski alışkanlıkları, otomatize davranışları, bilinçsiz hareketlerimizi ve hatta belki bağımlılıkları dahi yeniden şekillendirmek fiziksel seviyede mümkün. 

Peki, bu ne anlama geliyor? Şöyle açıklayalım: Bilinçli Farkındalık aslında bize, kendimizle ve çevremizle ilişkilerimizde davranışlarını yönlendirebilen, duygularını regüle edebilen, sağlıklı ilişkiler kurabilen bir birey olmanın kapılarını aralıyor. Bu yeni üretilen yollar ve otomatiklikten çıkan davranışlar, sinir sistemimizin Homo sapiens’lere özgü bir modunu aktive etmeye yardımcı oluyor. Bu mod, topluluk olmayı, güvenli bağlar kurmayı, destek ve bakım vermeyi, sosyalleşmeyi mümkün kılan bir mod. Yani “Yogadaki yama ve nyamaları uygulamak, meditasyon ve kendini tanıma sonucu kendiliğinden beliren hâller olmaya başlar ve bizi bir ve bütün olmaya yaklaştırır.” diyebilir miyiz? Bu ilişki sana anlamlı geliyor mu?

denge taşları

Nefesimizin akışı da yine bu sinir sistemi modlarıya yakından ilişkilli. Rahat, düzenli, alma ve verme dengesine sahip nefesler bu güvenli sinir sistemi moduna geçmemize yardım ediyor. Dahası güçlü nefes egzersizleri yapmak ve nefes alıp vermeyi kontrol eden kasları eğitmek tüm sistemlerimize bakım yapıyor, bağışıklığımızı ve sağlığımızı destekliyor.

Bilim dünyasındaki gelişmelerle biliyoruz ki bedenle çalışmak vücudumuzdaki yerleşmiş ağrıları, içinden geçtiğimiz duygu ve travmaların birikmişliğini fiziksel hafızamızdan yavaş yavaş atmaya yardımcı oluyor. Bu da zor duygularla baş etmeye çalıştığımız günlük hayatımızda bize olumlu bir etki sunuyor. Mutluluk ve güvenlik hislerini deneyimleme kapasitemiz genişliyor.

Yoga ve benzeri bütüncül öğretilerde yaşanmış deneyimlerin tortusundan yoksun, öğrenilmişliklerden arınmış berrak bir zihne geçiş arayışı vardır. Bu da meditasyon hâlini ifade ediyor aslında.

Yoga, meditasyonda oluş için önerilen pratiklerin bütünüdür diyebiliriz. Her aşamasında ise kendine özgü faydalar ve içsel çalışmaları içeriyor. İster günlük hayatını kolaylaştırmak, ister kaslarını çalıştırmak, ister meditasyon pratiğini derinleştirmek için bu önerilerden dilediğin gibi faydalanabilirsin. Yoga öğretisi içinde anlatılan meditasyon pratikleri sana uymazsa her zaman farklı yaklaşımları ve disiplinleri deneyebilirsin. Yoganın sunduğu en büyük katkı, nefes ve beden farkındalığı üzerine yaptığı vurgu ve uygulama kolaylığı. Yogadaki temel meditasyon, lotus çiçeğine benzeyen özel bağdaş oturuşunda, farkındalığı nefeste tutarak yapılıyor. En popüler meditasyon şekillerinden biri de işte bu oturuş ve pratik.

Umarız bu yazı yoga ve meditasyon arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamana yardımcı olmuştur! Deneyimlerini bizimle yorumlarda paylaşabilirsin!

Leave a Reply