Duygusal farkındalığı yüksek babalar yaratmak

Bu babalar gününde, Meditopia olarak, dünyanın dört bir yanındaki babalar için her zamankinden daha önemli olduğuna inandığımız bir konuyu tartışmak istedik. Son yıllarda ve dünyanın birçok yerinde babalar artık ev işlerinin yönetiminde ve çocuk yetiştiririrken sorumluluk alma konusunda daha fazla rol almaya başladılar. Bu değişimle birlikte,  babalık konusundaki beklentiler, annelik rolü üzerindeki beklentilerle birlikte evrimleşti. Bu değişimin bir kısmı, ailelerinde ve bulundukları toplum içerisinde babaların duygusal anlamda daha ilgili, kırılgan ve açık olmaları gibi gittikçe daha da büyüyen beklentileri doğurdu. Üstelik bu beklentileri yerine getirmeye çalışan erkekler, toplum yapısından kaynaklı birçok sorunla karşılaşıyor. Bu sorunların çözülmesi için de hepimize iş düşüyor.

Aile yapısı içerisinde duygusal olarak daha bağlı ve kırılgan olma yolunda erkeklerin önünde duran utanç kültürünü, erkek kardeşlerimiz, oğullarımız, babalarımız ve arkadaşlarımız adına görmezden gelemeyiz. Bununla hep birlikte mücadele etmeliyiz.

Bu makalede, erkeklerin sıklıkla yaşadığı temel korku ve utanç kaynaklarının bazılarını tartışacağız ve bu duyguların erkeklerin daha kırılgan, empatik, şefkatli ve sevgi dolu olmasını nasıl engellediğini irdeleyeceğiz.

Duygusal kontrol, öncelik iş, statü ve şiddet.

Bunlar, erkeklerin toplumsal cinsiyet normlarına ve toplumdaki beklentilere uymaları gerektiğini hissettiklerinde ortaya çıkan karakter özellikleri. Boston College’dan James R. Mahalik’in yaptığı araştırma farklı cinsiyet rollerine bağlı normları ele alıyor ve hepimizin yaşamı boyunca tanıklık ettiklerine hatta maruz kaldıklarına ışık tutuyor.  Kadınlar için ise durum biraz daha farklı. Araştırmaya göre kadınlar temel olarak her zaman iyi, zayıf ve mütevazi olmaları gerektiği baskısıyla mücadele ediyor ve dış görünüşleri için ellerindeki tüm kaynakları kullanmaları gerektiğini düşünüyor. Oldukça sinir bozucu, değil mi?

Hayatınızdaki erkekleri düşünün. Sizce içlerinden herhangi biri her ne kadar korksa, kalbi kırılmış ve güvensiz hissetse de, duygusal anlamda metanetli olması gerektiğini düşünmüş müdür? Bütün aile dağılsa da erkekler ve erkek çocukları hep güçlü ve sert durmalı, daha fazla sıkıntı ve acıdan ailelerini korumalıdır, değil mi? Ailede her zaman her şeyi bilen, tamir eden ve işleri yürüten yardımcılar olmaları beklenir. Tüm bunlar tanıdık geliyor mu? Erkeklerin asla zayıflık veya belirsizlik göstermemeleri konusunda hala derin bir beklenti var. Bu yüzden, kırılganlığın hala güçsüzlük olarak algılandığı bir dünyada, erkeklerin gurur yerine mantığı, şöhret yerine özgünlüğü,  kontrol yerine belirsizliği ve mevki yerine de doğruluğu seçmelerini bekleyemeyiz.

Bunlar, erkeklerin toplumsal cinsiyet normlarına ve toplumdaki beklentilere uymaları gerektiğini hissettiklerinde ortaya çıkan karakter özellikleri.

Erkekler erkektir tamam ama peki ya kızlar?

Brene Brown tarafından yapılan bir araştırmaya göre birçok erkek, partnerlerinin veya ailelerinin kendilerinden duygusal olarak daha kırılgan ve açık olmalarını beklediklerini söylüyor. Yine de bu beklentiyi karşılarken erkekler gardlarını indirme konusunda iyi hissetmiyorlar. Birçok mülakatta “kırılganmış gibi davranıyorum ama kendimi hep kontrol altında tutuyorum,” ya da “kız arkadaşıma duygusal anlamda açık olduğuma inanacak kadarını gösteriyorum çünkü ne kadar korktuğumu ve kontrolü kaybetmiş hissettiğimi söylesem beni yargılayacağını biliyorum.” Brown’ın araştırma kapsamında görüştüğü birçok olgun ve genç erkek patronlarından, arkadaşlarından, koçlarından ve hatta meslektaşlarından bile bu derece baskıya maruz kalmadığını söylüyor. Bu kişilere güçlü, fiziksel anlamda fit, maddi olarak istikrarlı ve iyi durumda olmaları konusunda en çok baskıyı nerden gördükleri sorulduğunda hep aynı cevap gelmiştir: kadınlardan.

Birçok erkek tarafından yapılan yorumları okudukça, örnekler yığınının içerisinde hepsinin aynı davranışları tasvir ettiğine tanık oldum.  Doğrusunu söylemek gerekirse, erkeklerin sorunlarını hep kadınların karşılaştıkları adaletsizlikler ve zorluklarla karşılaştırarak görmezden gelmişimdir. Brown’un Daring Greatly (Cesur Yanınızı Kucaklayın) adlı kitabını okurken, birinin utanç ve korkularını başka birininkileriyle karşılaştırmanın sadece dar görüşlü olmak değil aynı zamanda haksızlık olduğunu da fark ettim. Özellikle bu durumda, erkeklerin yaşadıkları duygu ve zorlukların önemini azaltarak, sadece kendi menfaatimi sınırlandıran ataerkil sistemi kızdırmıyor, üstelik kendim gibi tüm kadınlar için şiddetle talep ettiğim bir konuşmadan da kaçınıyordum.

Küçük çocuklarımızın ve genç erkeklerin büyüyünce nasıl bireyler olmalarını istediğimizi bir gözden geçirelim. Bugün şekillendirdiğimiz ve eğittiğimiz oğlanlar yarının babaları olacaklar.

Erkek çocuğundan erkeğe, erkekten babaya.

Bu sınırlayıcı toplumsal cinsiyet normlarını güçlendiren olaylara tanıklık ettiğiniz zamanları veya bu normları destekleyen  davranışlarınızı düşünün. Yön duygusu olmadığı için bir erkekle dalga geçmek, gruptaki erkeğin herhangi bir şeyi tamir edebileceğini düşünmek, ergen bir erkek çocuğuna sert birisi olmasını söylemek, ya da genç erkeklere güçlü durmaları ve ağlamamaları gerektiğini söylemek gibi. Bu sinyallerin ve taleplerin hepsi o küçük erkek çocuğunun yaşamında farklı sonuçlara yol açıyor. Küçük çocuk büyüyor, baba oluyor ve ona daha küçükken yüklenen normlar yüzünden ne hissettiği, nelerden korktuğu ve partnerlerinden ve aileden neler beklediği konusunda dürüst ve özgün bir birey olamıyor. Tıpkı biz kadınların mütevazı, çekici, iyi ve hoş insanlar olma konusunda maruz kaldığı baskılar gibi. Tüm bu beklentiler potansiyelimizi sadece birey olarak engellemiyor, aynı zamanda toplum olarak da potansiyelimizi gerçekleştirmemizi sınırlıyor.

Küçük çocuklarımızın ve genç erkeklerin büyüyünce nasıl bireyler olmalarını istediğimizi bir gözden geçirelim. Bugün şekillendirdiğimiz ve eğittiğimiz oğlanlar yarının babaları olacaklar. Babaların kırılgan, duygusal anlamda açık, güvensizlikleri ve güçsüz yanları konusunda utanç duymadan dürüst olabilecekleri bir dünya hayal edin. Kadınların kırılganlık gösteren bir adam görünce kendilerini rahatsız hissetmedikleri veya korkmadıkları bir dünya düşünün. Eve gittiğinizde kırılganlığınızın cesaret olarak görüldüğü ve her zaman destek bulacağınız bir evlilik hayal edin.

Evet, tüm bunlar için çabalamak, aynayı iç dünyamıza çevirmek ve sevdiğimiz kişilerle rahatsız edici konuşmalar yapmamız gerekecek, ama aile yapılarımızda dürüstlük ve samimiyet geleneğine yeni bir başlangıç yapmanın daha iyi bir yolu olduğunu sanmıyorum.
Brene Brown’un dediği gibi “Bana gerçek korku ve kırılganlığı benimseyen bir adamla oturabilecek bir kadın gösterin, ben de size kırılganlık konusunda kendisini geliştirmiş ve gücünü ve makamını o adamdan almayan bir kadın göstereyim. Bana gerçek korku ve kırılganlığı benimseyen bir kadınla oturabilecek bir adam gösterin, ben de size kırılganlık konusunda kendini aşmış ve gücünü kendisini her şeyi bilen ve her şeyi tamir eden bilgeden almayan bir adam göstereyim.”

Bir cevap yazın