Meditasyonu ilk kez deneyimlerken çoğumuz bu yanılsamaya kapılabiliyoruz. Meditasyon yaptığımızda fark ettiğimiz o ilk sakinlik, rahatlık, gevşeme ve düşüncelerden birkaç saniye de olsa uzaklaşma tecrübesi, meditasyonu sadece bir ağrı kesici olarak anlamamıza yol açabiliyor. Meditasyonu ilk başlarda bu amaçla kullansak bile, sürekli kullanımla meditasyonun gerçek gücünü açığa çıkarabiliriz!

Meditasyona ilk başladığımızda aklımız koşullanıyor. Stresli misin, meditasyon yap. Uykusuz musun, meditasyon yap. İlişkinde bir problemin mi var, meditasyon yap. Bunlar çok güzel ve meditasyon nerede bize yardımcı oluyorsa onu orada kullanabilmek gerçekten önemli.

Peki, meditasyon sadece bir ağrı kesici mi? Aslında meditasyon bundan çok daha fazlası. Meditasyon uygulamasında işlenen farkındalık, yargısızca, aktif şekilde gözlemlemek ve fark etmek anlamına geliyor. Düşüncelerimizi, duygularımızı, duyumlarımızı fark ediyoruz. Meditasyonda ise bu aktif gözlem yeteneğimizi geliştiriyor, kendimize bunun farkına varmak için zaman ayırıyoruz.

Zor zamanlarımızda bizi etkileyen düşüncelerimizi, duygularımızı gözlemliyor ve derine iniyoruz. Derine indikçe aslında bizi etkileyen bütün etkenlerin farkına varıyoruz. Gerçekten ne düşünüyorum, ne hissediyorum, ne duyuyorum? Bu duyguları neden hissediyorum? Şu anda zihnim neler düşünüyor? Hangi düşünceler gerçek, hangileri benim zihnimin eseri? Hangi döngüler içinde kısılıp kalıyorum?

Zor duygularla mücadele ettiğin zamanları hatırla.

Sinirlendiğin, kıskandığın, ağladığın bir anı aklına getir. Aslında tüm çözümlerin daha derinde olduğunu ve düşüncelerinin seni gölgelediğini fark edeceksin. Bu süreçte farkına vardıklarımızla kendimizi tanıyoruz. Farkına vardıkça bunların sadece birer düşünce olduğunu, çoğu zaman gerçek bile olmadığını görüyoruz. Yani nefes ve beden tarama gibi egzersizleri aslında sadece günlük düşüncelerden kopmak için değil; zihnimizi şu anda tutabilmeyi öğrenmek, düşünce kaosunu yönetebilmek ve fark edebilmek için yapıyoruz. Meditasyon ile anda olmayı, farkında olmayı öğrendikçe; ilk başta kolay, sonra daha zor duyguları yönetebiliriz.

Meditasyonu bir alışkanlık haline getiremezsek zor zamanlarda etkilerini görmemiz zorlaşabilir. Düşün, bir spor salonuna ilk defa gidiyorsun ve 5 kilogram ağırlıkları kaldırmak kolay geliyor fakat 55 kilo ağırlık verildiğinde daha kasların hazır olmadığı için bu ağırlığın altında kalırsın.

İşte meditasyonun sürekliliği burada ortaya çıkar.

Günlük meditasyon pratiği bizim zihin kaslarımızı, gözlem yeteneğimizi, farkındalığımızı artırmamıza ve bunu kalıcı hale getirmemize yardımcı olur. Böylece kendimizi daha iyi tanır, zor zamanlarda yoğun duygular altında ezilmemeyi öğreniriz. Bu duyguları anlar, onların farkına varır ve yönetebiliriz.

Meditasyon yeri geldiğinde bir ağrı kesici olabilir ve buna ek olarak zihin kaslarımızı ne kadar sürekli çalıştırırsak o kadar güçleniriz. Böylece farklı durumlarda zihnimizi, düşüncelerimizi kontrol edebilir; hızlı ve sağlam çözümler elde edebiliriz.

1 Yorum

  • Bir süre öncesine kadar o kadar hızlıydıki herşey..Nefesim,zaman,tepkilerim..Hayayatı kaçırıyor bir türlü onu hissedemiyordum..Dahası kaygılar..obeisesiflik..
    Sonra meditasyonla tanıştım..Hayatın düğümleri çözüldü adeta..Ağır çekimde yaşıyorım ..sindire sindire
    Hiç bitmesin hep benimle olun☺☺

Seda kalkan için bir cevap yazın Cevabı iptal et