Çocukluğumuzdan beri hayatın nasıl olması gerektiğine dair güçlü bir koşullanma altına giriyoruz. Zihnimiz sürekli başarmak, daha fazla kazanım, edinim elde etmek ve çoklu görevleri sürdürmek için efor sarf ediyor. İşte bu koşturan zihin için meditasyonun etkileri çok fazla.

Gittikçe artan bu temponun içerisinde rekabetçi iş yaşamı koşullarıyla, “geride kalmamalıyım” duygusuyla, seçeneklerin arttığı bu düzende kolayca uyanan yetersizlik duygusuyla baş etmeye çalışıyoruz. Zihnimizin sürekli aşırı düşünme ve çabalama alışkanlığı, beyne yapısal olarak yerleşmiş bir durum. Beynimizde sinir hücreleri, yani nöronlar gruplar halinde toplanır. Hep tekrar eden düşünce ve tavırlar, daha çok nöronun bir araya gelmesine sebep olur. Bir davranış veya tavır, tekrar edildikçe bunu taşıyan nöron ağı güçlenir ve büyür. Zaman içinde beynimiz o ağı daha sık kullanmaya meyilli olur. Aynı şekilde, yoğun stres altındaki kişilerde, beynin sağlıklı karar alma yetisini taşıyan bölgesi daha vermsiz çalışır. En ufak tetiklenmede güçlü duygusal tepkiler vermeye neden olan bu bölge onlarda daha gelişkindir.

Klinik deneyler gösteriyor ki, ortalama 8 hafta, günde toplam 20 dakika meditasyon uyguladığımızda, eski tavır ve alışkanlıkların taşıyıcısı nöron ağları çözülmeye başlıyor. Böylece yeni bir alışkanlık olarak farkındalık gelişirken yeni bir nöron ağı her gün güçlenmeye başlıyor. Beynin karar verme, odaklanma ve hafıza işlevlerini gerçekleştiren neokorteks fiziksel olarak kalınlaşırken, aşırı duygusal tepkilerle yıkıcı tavırlar sergilememize neden olan Amigdala küçülüyor.

  • Meditasyonla etrafımıza dikkat etmeye başlarız ve konsantrasyonumuz artar.
  • Kendi duygularımızı anlamlandırmaya başlarız ve hem kendimizle, hem de çevremizle ilişkilerimizi olumlu yönde geliştiririz.
  • Etrafımızı gözlemleyerek o anın keyfini süreriz, böylece stres ve kaygı bozukluğundan kurtuluruz.
  • Uyku problemlerimizi çözeriz.
  • Geçmişi ve geleceği iyi analiz ederek hayatımızla ilgili daha doğru kararlar veririz.
  • Anlık tepkilerden kaçınırız, bunun yerine olaylara doğru cevaplar üretiriz.

Meditasyonla her gün durup, tanık olarak, zihnin doğasını fark etmek, bedendeki gerçek hisleri anlamak, nefesin yatıştırıcı etkisini deneyimlemenin ötesinde, tıpkı bir heykeltraş gibi, beynimizin biçimini andan ana dönüştürüyoruz.

Meditasyon sırasında ve sonrasında kendimize şu gibi soruları sorup, gerçek cevaplar alıyoruz:

  • Etrafımda neler oluyor?
  • Böyle bir durumda gerçekten ne hissediyorum?
  • Bu duygum ne kaynaklı oluştu?
  • Beni sinirlendiren veya üzen neydi?
  • Böyle bir oturuş biçiminde bedenim nasıl hissediyor?
  • Bu yediklerim bedenimi nasıl hissettiriyor?
  • İnsanlara karşı ne gibi yargılarım var?
  • Şu anda gerçekten ne farklılıklar var, şu an ne gibi fırsatlar içeriyor?
  • Şu anda bedenimde nerelerde gerçekten ağrı hissediyorum?

Her gün düzenli olarak meditasyon uyguladığımızda eski zihinsel programlar da yavaş ve etkili biçimde çözülmeye, değişmeye ve beynin yapısı dönüşmeye başlıyor. Yani bir yandan hayat algımız değişirken ve şu andaki mevcudiyetimiz artarken, bir yandan kalıcı olarak beyni dönüştürüyoruz. Buradaki kilit, her gün kendine o vakti ayırmak.

Bir cevap yazın